<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dr. Hamid Aydın</title>
	<atom:link href="http://hamidaydin.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hamidaydin.com</link>
	<description>Dr. Hamid Aydın&#039;ın yazılarının, kişisel bilgilerinin, saç ekimiyle ilgili bilgilerinin paylaşıldığı sitedir.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 19 Aug 2011 22:55:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>Hürriyet&#8217;in masonlara verdiği mesaj</title>
		<link>http://hamidaydin.com/hurriyetin-masonlara-verdigi-mesaj/</link>
		<comments>http://hamidaydin.com/hurriyetin-masonlara-verdigi-mesaj/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Aug 2011 22:49:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryadeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hamidaydin.com/?p=339</guid>
		<description><![CDATA[<p><strong>Hürriyet Gazetesi</strong>’nin <strong>Başbakan</strong> <strong>Erdoğan</strong>’ın <em>YAŞ toplantısına masanın başına tek başına oturarak başkanlık ederken çekilen fotoğrafı</em>na uygun gördüğü manşet ilginçti: <strong>YENİ MASA DÜZENİ.</strong></p>
<p>Medyanın o haberi veriş şekillerindeki basitlikten mutlak bir şekilde ayrılan tek gazetenin Hürriyet olduğunu söylemeliyim.</p>
<p>Hüseyin Kıvrıkoğlu, İsmail&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hürriyet Gazetesi</strong>’nin <strong>Başbakan</strong> <strong>Erdoğan</strong>’ın <em>YAŞ toplantısına masanın başına tek başına oturarak başkanlık ederken çekilen fotoğrafı</em>na uygun gördüğü manşet ilginçti: <strong>YENİ MASA DÜZENİ.</strong></p>
<p>Medyanın o haberi veriş şekillerindeki basitlikten mutlak bir şekilde ayrılan tek gazetenin Hürriyet olduğunu söylemeliyim.</p>
<p>Hüseyin Kıvrıkoğlu, İsmail Hakkı Karadayı ve Necdet Üruğ isimlerinin ortak iki özelliği var.</p>
<p>Birincisi her üçü de Genel Kurmay Başkanlığı yapmıştır. İkincisi de yine üçünün <strong>Encümen-i Daniş</strong> üyesi olduğudur.</p>
<p>1850’de güya <em>batmak üzere olan Osmanlı’yı kurtarmak için</em> kurulur Encümen-i Daniş.</p>
<p>Bakmayın isminde geçen ‘daniş’ kelimesinin sebep olduğu <em>yanlış</em> algıya. Danışmakla hiç bir ilgisi yoktur ve Farsça ‘bilim’ anlamına gelir. Yani bir nevi <strong>‘Bilim Kurulu’</strong>.</p>
<p>Bu kurulun varlığını ne Farsça bildiğim bir kaç kelimeye ne de Osmanlı tarihine olan merakıma borçluyum. Bilgi kaynağım; <strong>Tansu Çiller</strong>. Sağolsun, Encümen-i Daniş’in alışkanlık ettiği üzere devlet büyüklerine yolladığı mektuplardan birini başbakanlığı döneminde kamuoyu ile paylaşmak nezaketinde bulununca biz de haberdar olduk bu “örgüt”ün varlığından.</p>
<p>Dediğim gibi bir alışkanlığı var bu kuruluşun. 15 günde bir 30-40 kişi olarak toplanıyor ve toplantı notlarından çıkardıkları sonuçları mektup haline getirip cumhurbaşkanına, başbakana yolluyorlar. <strong> </strong></p>
<p><strong>Erdoğan</strong>’ı bilmem ama <strong>Gül</strong> ile araları yok. Çünkü <strong>Ahmet Necdet Sezer</strong> zamanında köşkle paylaştıkları toplantı notlarını, Gül cumhurbaşkanı olduğundan bu yana yollamaz oldular.</p>
<p><a href="javascript:pick('2010/784220110808082022899.jpg','http://image.haber7.com/haber/haber7/photos//2010/784220110808082022899.jpg')"><img class="colorbox-339"  src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos//2010/784220110808082022899.jpg" alt="kullan" width="272" /></a>Bir önceki dönem eski TBMM Başkanı <strong>Necmettin Karaduman</strong>’ın yaptığı başkanlık görevini halihazırda <strong>Prof. Dr. Sefa Reisoğlu</strong> yürütüyor. Kuruluşun rahmetli <strong>Özal</strong>’ı cumhurbaşkanı seçtirmemek için yaptığı manevralar, 28 Şubat kararlarının alınmasında <strong>Demirel</strong>’e uyguladıkları baskılar, 367 safsata kararının alınmasında ve memleketin <strong><em>Abdullah Gül cumhurbaşkanı olmasın diye</em></strong> referanduma sürüklenmesinde gösterdikleri olağanüstü çabalar artık herkesin malumu.</p>
<p>Ancak herkes benimle aynı fikirde değil.</p>
<p>Örneğin İsmail Hakkı Karadayı, Encümen-i Daniş’in eski üyeleri arasında <em>Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Refet Bele, Hasan Saka, Falih Rıfkı Atay, Hüseyin Cahit Yalçın, Tayfur Sökmen, Feridun Cemal Erkin, Kazım Orbay, Memduh Tağmaç,Cihat Baban, Sadi Irmak, Kemal Kayacan, Celal Eyiceoğlu, Asım Gürbüz, Fahrettin Altay, İrfan Özaydınlı</em> gibi isimler olduğunu belirtiyor ve soruyor:</p>
<p>“-Bu tür insanlardan bu memlekete zarar gelir mi? “</p>
<p>Gelir mi? “<strong>Bilim Kurulu Üyesi”</strong>nin  yakın tarih konusunda Harbiye’de öğretilenden daha fazla ‘<strong>bilgi’</strong>ye ihtiyacı olduğu aşikar.</p>
<p>Gelelim maruzatıma:</p>
<p>Encümen-i Daniş’in son <strong><em>eylem</em></strong>inin <strong>Işık Koşaner</strong> ve Kuvvet Komutanlarının istifaya zorlanması olduğunu düşünüyorum. Henüz bu konu hakkında bir veriye sahip değilim ama <strong>Kenan Evren</strong>’e:</p>
<p>“Aman darbeyi benim cumhurbaşkanlığım döneminde yapmayın! Sicilim kirlenir. ”</p>
<p> diye ricada bulunan <strong>Fahri Korutürk</strong>’ün ayağının tozuyla Encümen-i Daniş toplantısına katıldığını öğrendikten sonra bu <strong><em>ihtimal </em></strong>bana masum bile görünüyor.</p>
<p>Sakın olmaz demeyin. Bu üç kudretli Genel Kurmay Başkanı Fenerbahçe Orduevi’nde değil yıllardır Moda Deniz Kulübü’nde  bir araya gelip mevcuttaki Genel Kurmay Başkanı’na alacağı önemli kararlara ilişkin emirler vermiyorlar mı? Şimdi kimse görevdeki başkanın da içinde olduğu en yüksek rütbeli 4 generalin sabık komutanlarına danış(!)madan aynı anda istifa kararı aldığını iddia etmeye kalkmasın, olur mu?</p>
<p><a href="javascript:pick('2010/665120110808082000976.jpg','http://image.haber7.com/haber/haber7/photos//2010/665120110808082000976.jpg')"><img class="colorbox-339"  src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos//2010/665120110808082000976.jpg" border="0" alt="kullan" width="120" /></a>Eğer elinizde 1 ABD Dolarınız varsa arkasını çevirip bakın. En tepesinde tek bir gözün yer aldığı mısır piramidinin altında <strong>‘Novus Ordo Seclorum’</strong> yazar. Latince bir ifadedir ancak dünyada İngilizce karşılığı daha çok kullanılır: <strong>New World Order</strong>. Yani masonların ve ABD eski başkanı <strong>George Bush</strong>’un çok sevdiği <strong>“Yeni Dünya Düzeni”.</strong></p>
<p>Bu durumda Hürriyet belki de Erdoğan’la buzları eritmek adına sadece bir manşet atmakla kalmamış, <em>yollarını ayırmak pahasına</em> bir mesaj da vermiş oluyor masonlara:</p>
<p>“Eski düzen bitti<strong> </strong>işte <strong>Yeni Türkiye Düzeni.”</strong><strong> </strong></p>
<p>Eh Türkiye’de kadınların kesinlikle üye olamadığı iki ünlü kuruluş söyleyeyim de belki beni bir sonraki yazıda aralarındaki ilişkiyi anlatmak zahmetinden azat edersiniz:</p>
<p>Biri <strong>Mason locaları</strong> bir diğeri de <strong>Encümen-i Daniş</strong>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hamidaydin.com/hurriyetin-masonlara-verdigi-mesaj/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oğuz Yorulmaz&#8217;ın annesi</title>
		<link>http://hamidaydin.com/oguz-yorulmazin-annesi/</link>
		<comments>http://hamidaydin.com/oguz-yorulmazin-annesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Aug 2011 22:46:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryadeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hamidaydin.com/?p=336</guid>
		<description><![CDATA[<p>Susurluk kazasının ardından yapılan yargılamalardan <strong>Oğuz Yorulmaz</strong> isimli polis memurunun da içinde olduğu ‘<strong><em>alt kadro</em></strong><strong><em>’</em></strong>nun aldıkları hariç hiç bir ceza çıkmamıştır. Hoş <strong>Oğuz Yorulmaz</strong>’ın topu topu 296 gün hapis yattığı göz önüne alındığında, aldıklarına <strong>ceza</strong> demek için bin şahit lazım&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Susurluk kazasının ardından yapılan yargılamalardan <strong>Oğuz Yorulmaz</strong> isimli polis memurunun da içinde olduğu ‘<strong><em>alt kadro</em></strong><strong><em>’</em></strong>nun aldıkları hariç hiç bir ceza çıkmamıştır. Hoş <strong>Oğuz Yorulmaz</strong>’ın topu topu 296 gün hapis yattığı göz önüne alındığında, aldıklarına <strong>ceza</strong> demek için bin şahit lazım ya, o da ayrı.</p>
<p><strong>Ayhan Çarkın,</strong> Oğuz Yorulmaz’ın ‘dava’ arkadaşı. Bu yıl Newroz kutlamalarına katılıp boynuna taktığı sarı-kırmızı-yeşil örgülerle kameralara poz verdiğinde çok şaşırmıştım. Meğer bu poz 90’lı yılların Özel Harekat cinayetlerinin üstündeki perdenin kalkacağına  dair bir işaretmiş. Doğrusu yeni yeni anlamaya başlıyorum. Talep ettiği ve gerçekleri anlatacağını söylediği <strong>“</strong><strong>Hakikatları Araştırma Komisyon</strong><strong>”</strong><strong> </strong>kuruldu mu bilmiyorum ama 2008’ de <strong>Uğur Dündar</strong>’a en az 1000 ( yazıyla bin ) kişiyi öldürdüğünü söyleyen <strong>Ayhan Çarkın</strong> şu an içerde ve son yaptığı itiraflarla tutuklanan kişi sayısına 8 kişi daha eklendi.</p>
<p><strong><img class="colorbox-336"  src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//508820110815091425398.jpg" alt="kullan" width="250" />Yılmaz Erdoğan</strong>’ın amcası <strong>Namık Erdoğan</strong><strong>’</strong>ın da içinde bulunduğu bir çok kişiyi öldürdüklerini itiraf eden <strong>Ayhan Çarkın,</strong> gerek Güneydoğu Anadolu’da gerekse “ova” dediği İstanbul’da işledikleri bütün cinayetlerin <strong>İbrahim Şahin</strong> ve <strong>Mehmet Ağar</strong>’ın bilgisi dahilinde olduğunu açık açık söylüyor.</p>
<p> <strong>Mehmet Ağar</strong><strong>’</strong>ın isminin Türkiye’de <strong>Tansu Çiller</strong>’in, biraz zorlanınca da <strong>Demirel</strong>’in isimleriyle birlikte anıldığını bilmeyen yok. Ne zaman 90’lı yıllarda işlenen cinayetleri işleyenlerin yargılanması ile ilgili bir mevzu konuşulsa işin ucu Mehmet Ağar’a, sohbet bir dakika kadar daha uzasa Tansu Çiller’e, biraz daha derinleştirilse <strong>Süleyman Demirel</strong>’e  uzanır. <strong>Mehmet Ağar </strong>da bunu bildiğinden kimsenin, <em>bu arasında harç olmayan tuğladan duvarın</em> tek bir tuğlasını çekmeye kalkışamayacağını sürekli iddia eder. Çünkü  tek bir tuğlanın çekilmesi bütün duvarın yıkılacağı anlamına geleceğinden, <strong><em>altında  Tansu Çiller ve Süleyman Demirel</em></strong><strong><em>’</em></strong><strong><em>in kalacağı bir duvarın asla yıkılamayacağını</em></strong> zannediyor kendisi. Haklı mı bilmiyorum ama Ayhan Çarkın’ın kendini tutuklatmak için bu kadar uğraşmak zorunda kaldığı bir ülkede işin ucunu bırakın Demirel’e Mehmet Ağar’a dayandırmak bir hayli zor görünüyor.</p>
<p> <img class="colorbox-336"  src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//665120110815091534564.jpg" border="0" alt="kullan" /></p>
<p><strong>Mehmet Ağar</strong>, Ankara’da tek başına Ağır Ceza’da yargılanıyor. Davanın <strong>Veli Küçük</strong> ile irtibatlandırılarak Ergenekon Davası ile birleştirilmesi taleplerine yargı sürekli  ayak diriyor. Ayhan Çarkın’ın itiraflarından,  asıl sorumlu olarak gördüğü İbrahim Şahin, Mehmet Ağar ve Tansu Çiller’in yargılanmasını istediği anlamak zor değil. Bu sebeple sürekli açılan toplu mezarlar ve tutuklanan Özel Harekatçıların itiraflarının bu 3 ismi sıkıştıracağına inanıyor.</p>
<p><strong><img class="colorbox-336"  src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//395920110815091622793.jpg" alt="kullan" />Nuran Yorulmaz</strong> da, Ayhan Çarkın’ın suç ortağı oğlu <strong>Oğuz Yorulmaz</strong> 2005’te <strong><em>güya</em></strong> bir bar kavgasında öldürüldüğü günden bu yana bu 3 ismin bir gün yargı karşısına çıkacağına inanıyor. </p>
<p><em>“</em><em> </em><em>-Oğlumu devlete polis diye verdim çeteci yaptılar,</em><em>”</em> diyor olmuyor.</p>
<p><em>“</em><em>-Oğluma 94 kişiyi öldürttüler sonra da kendisini öldürdüler</em>,” diyor olmuyor.</p>
<p><em>“</em><em>-Oğlumun ölümünden Veli Küçük sorumludur. Sadece onun sorumluluğu yetmez, İbrahim Şahin, Mehmet Ağar ve Tansu Çiller de aynı derecede sorumludurlar,</em><em>”</em> diyor yine olmuyor. Bundan sonra da bir şeylerin kolay kolay olacağı yok.</p>
<p>Bakmayın soyadına.<strong> Nuran Yorulmaz</strong> varsa eğer <strong>Yüksek Yargı Şurası</strong>, orada Başbakanın yanında oturan kişi istifa edip yerine geçen kişi de yan taraftaki normal koltuklardan birine oturup gazetelere manşet olacak yeni bir fotoğraf vermediği sürece,  daha çooook <strong>“</strong><strong>YORULUR</strong><strong>”</strong><strong></strong></p>
<p><strong>Not: </strong>Geçen haftaki yazımda kadınların mason olamayacağını yazmıştım. Kıymetli bir dostum DÜA’tan bir mail aldım. Meğer 1991 yılında kurulan ve hali hazırda 1000 civarında üyesi bulunan <strong>Türkiye Kadın Mason Büyük Locası</strong> varmış. Doğrusu dostumun mailinde “<em>masonlara atfettiğim etkinliği yüklemenin ancak masonların kendilerini önemsemelerine yol açacağı, işi bilenleri ise gülümseteceği</em>“ şeklinde ifade ettiği satırlarla 1991 de kurulan Kadın Locası verisini birleştirince biraz daha <strong><em>gülümseyen taraf</em></strong>a yaklaştığımı fark ettim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hamidaydin.com/oguz-yorulmazin-annesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşçiler iyi çalışsın, gülümse!</title>
		<link>http://hamidaydin.com/isciler-iyi-calissin-gulumse/</link>
		<comments>http://hamidaydin.com/isciler-iyi-calissin-gulumse/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Aug 2011 06:20:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryadeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hamidaydin.com/?p=333</guid>
		<description><![CDATA[<p><strong>Sezen Aksu</strong>’nun şarkısında yoktur bu bölüm. Oysa bana kalırsa <strong>Kemal Burkay</strong>’ın “<strong>Gülümse</strong>” şiirinin en güzel dizesidir. Zaten bütün ideolojisini üstüne bina ettiği “çalışan” işçi sınıfı olmadan solun ne partisi kurulur ne şiiri yazılır.</p>
<p><strong>Kemal Burkay;</strong> 1980 yılında, <strong>Ahmet Kaya</strong>’nın öldüğü&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sezen Aksu</strong>’nun şarkısında yoktur bu bölüm. Oysa bana kalırsa <strong>Kemal Burkay</strong>’ın “<strong>Gülümse</strong>” şiirinin en güzel dizesidir. Zaten bütün ideolojisini üstüne bina ettiği “çalışan” işçi sınıfı olmadan solun ne partisi kurulur ne şiiri yazılır.</p>
<p><strong>Kemal Burkay;</strong> 1980 yılında, <strong>Ahmet Kaya</strong>’nın öldüğü yaşta, Lübnan üzerinden gizlice Türkiye’yi terk eder. Bu ikinci sürgünüdür. İlkine göre daha kısa süreceğini zannettiği, “-<em>en fazla 4-5 yılda dönerim</em><em>”</em> dediği bu ikinci sürgünü kendi ifadesiyle: İ<em>htilal bitse bile sebep olduğu zihniyetin devam etmesi</em> sebebiyle tam 31 yıl sürer.</p>
<p>Dün akşam üstü Atatürk Havalimanı’nda Kemal Burkay’ı bu sürgün hayatından dönerken karşılamaya <strong>Genç Siviller</strong>le birlikte gittim. Hatta gitmeden önce <em>yeterli kitleyi oluşturmak için</em> gelişinden habersiz bazı duyarlı arkadaşlarımı bizzat arayarak havalimanına götürdüm. Aman Allah’ım o ne kalabalık!  Bir basın ordusu, bütün TV kanalları ve binlerce insan Dış Hatlar Terminali’ni doldurmuş durumda. İki dakikada yürümesi gereken yolu yirmi dakikada yürüyebildi Burkay. Aşırı sevgi gösterisinin yarattığı izdihamı önlemede 200 ü aşkın polis bile yetersiz kaldı. Ne kendisi konuşabildi ne de onca hazırlık yapan <strong>Genç Siviller</strong><strong>’</strong>in <strong>Yurttan Kürtçe Sesler Korosu</strong>’nun söylediği şarkıyı dinleyebildi.</p>
<p><strong>Kemal Burkay</strong>’ın medyaya teşekkür ederek <em>basının kendisinin Türkiye</em><em>’</em><em>ye dönüşü konusunda cesaretli bir tutum izlediği</em>ni söylemekle başladığı Taksim’deki Basın Toplantısı da çok yoğundu.</p>
<p><strong>Kemal Burkay,</strong> kendisini Türkiye’ye çeken koşulların olgunlaşmasının sebebini 2. Yumuşama Dönemi’nde olmaya bağlıyordu. 1993’te <strong>Özal</strong> ve <strong>Talabani</strong>’nin iyi niyeti ile başlayan ateşkesin barışa bir şans tanıdığını ancak bu şansın heba edildiğini, bugün bu şansın tekrar oluştuğunu, kendisinin de barışa katkı için burada bulunduğunu söyledi. Kendisine <em>1993 te iyi niyetinden emin olduğu Özal ve Talabani gibi bu 2. Yumuşama Dönemi</em><em>’</em><em>nde yine iyi niyetlerinden emin olduğu yeni isimler olup olmadığı</em>nı sordum. Biraz üstü kapalı bir yanıt vermekle birlikte ikinci kez kendisinden daha net bir bir cümle almaktaki ısrarım üzerine <strong>Cumhurbaşkanı Abdullah Gül</strong> ve <strong>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan</strong>’ın iyi niyetle bu süreçte çok önemli roller üstlendiklerini söyledi. <strong>Anayasa Mahkemesi</strong>’ni <em>BDP</em><em>’</em><em>yi kapatmamakla,</em> <strong>TRT Şeş</strong>’i <em>hem devlet televizyonu hem de Kürtçeye sahip çıkmakla </em> sürecin önemli aktörleri olarak gördüğünü belirtti. Hatta hakkında çok ciddi kuşkuları olmasına rağmen <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong>’nun bile Kürt sorununu kabul etmesi ve aftan söz ederek Milli Savunma bütçesinin kısılması gerektiğine değinmesi sebebiyle sürece olumlu yönde katkıda bulunduğunu ilave etti.</p>
<p>Son yıllarda siyasi hayatımıza çok Kemal’ler girdi. Pek bir ağız tadı vermediler. Nedense bu “Mustafa” Kemal Burkay’la birlikte artık şehre barış geleceğine daha bir inanıyorum.</p>
<p>Şairler mahzun kişilerdir her zaman. O yüzden ne söyleseler söylesinler, ne kadar ümit verseler versinler hep hüzünlü cümleleri kalır akıllarda. Benim de aklımda en çok Türkiye’nin en çalışkan ve en mahzun sanat işçisi <strong>Ahmet Kaya</strong>’ya atfen söyledikleri kaldı:</p>
<p><em>“</em><em>Sürgünde kalp krizinden genç yaşta ölmediğim için şanslıyım.</em><em>”</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hamidaydin.com/isciler-iyi-calissin-gulumse/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TSK dünyanın en kalabalık 4. ordusu</title>
		<link>http://hamidaydin.com/tsk-dunyanin-en-kalabalik-4-ordusu/</link>
		<comments>http://hamidaydin.com/tsk-dunyanin-en-kalabalik-4-ordusu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jul 2011 12:33:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryadeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hamidaydin.com/?p=327</guid>
		<description><![CDATA[<p>Türkiye Ordusu ülke nüfusunun %1.08’ini teşkil ediyor. Bu durum onu bu kategoride  dünyanın en büyük 7. Ordusu yapıyor. Kuzey Kore, İsrail, Yunanistan, Suriye, Güney Kore ve Irak orduları nufüslarına göre TSK’dan daha yüksek yüzdeli orduya sahip ülkeler.</p>
<p><strong>Federation of American</strong>&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Ordusu ülke nüfusunun %1.08’ini teşkil ediyor. Bu durum onu bu kategoride  dünyanın en büyük 7. Ordusu yapıyor. Kuzey Kore, İsrail, Yunanistan, Suriye, Güney Kore ve Irak orduları nufüslarına göre TSK’dan daha yüksek yüzdeli orduya sahip ülkeler.</p>
<p><strong>Federation of American Scientists</strong> raporuna  göre dünyanın en kalabalık ordusu Çin’de. Çin’in 2.4 milyon askeri var. Ardından ABD, Rusya ve Güney Kore geliyor. Türk Silahlı Kuvvetleri <strong>FAS</strong> verilerine göre 789 bin asker barındırıyor ve ilk 10’a giriyor. Ancak son kaynaklar TSK’nın asker sayısının 1 milyon 43 bin kişi olduğunu söylüyor. Buna göre 1 milyon 490 bin nüfuslu ABD ve 1 milyon 300 bin nüfuslu Hindistan ordularından sonra Türkiye ordusu dünyanın en büyük  4. ordusu oluyor.</p>
<p>Rakamların şaşırtıcı rolü burada bitmiyor. TSK’da görev yapan subay sayısı 30 binin üstünde. Yedek subaylarla bu rakam 46 bini buluyor. Ayrıca 100 bin astsubay, 70 bin uzman ve 50 bin civarında sivil memur TSK’da görev yapıyor. Yani her ay düzenli maaş ödemesi yapılan askeri personel sayısı 300 bine yakın. Geri kalan 500 bin asker ise er ve erbaş. Onların da az da olsa aldıkları bir maaşları var.</p>
<p>Ordusu olmayan ülkeler yok mu? Elbette var: <strong>İzlanda</strong> örneğin.1869 yılından beri bir orduya sahip değil. <strong>Dominik Cumhuriyeti, Haiti, Kosta Rika, Panama</strong> gibi bir çok ülke de hakeza.</p>
<p><strong>Monako</strong> ilginç; 17. yüzyıldan beri  ordusundan feragat etmiş durumda. Gerekli olduğu durumlarda korunması Fransa’ya ait. Hemen dudak bükmeyin, <em>“-bak korunmasını Fransa yapıyor, “</em> diye.</p>
<p>“…milletimiz insanî ve asrî gayeleri tebcil ve fennî ve sinaî, iktisadî hal ve ihtiyacımızı takdir” ettiğinden, “devlet ve milletimizin dahili ve harici istiklâli ve vatanımızın tamamisi mahfuz kalmak şartıyla” daha önce ortaya konular sınırlar içinde “milliyet esaslarına riayetkâr ve memleketimize karşı istila emeli beslemeyen herhangi bir devletin fennî, sinaî, iktisadî muavenetini [yardımını] memnuniyetle karşılarız” cümlesi Monako AnayasI’sından değil, <strong>Erzurum Kongresi Kararları’</strong>ndan alınma. Neyse şu ender kullandığım izin günlerimden birinde hiç olmazsa fazla siyasete bulaşmayayım.</p>
<p>Monako’nun ordusu yok ama çok ünlü bir Flarmoni Orkestrası var. Hani diyorum 1919’da ABD mandasına girmekten son anda kurtulan (!) memleketimizde ordu ile yatıp ordu ile kalkanlara ders olur mu bilmem ama bir gün Monako’da darbe olduğunu  duyarlarsa merak etmesinler darbeyi ordu değil Filarmoni Orkestrası yapmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hamidaydin.com/tsk-dunyanin-en-kalabalik-4-ordusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vay Şerefsiz!</title>
		<link>http://hamidaydin.com/vay-serefsiz/</link>
		<comments>http://hamidaydin.com/vay-serefsiz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jul 2011 08:18:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryadeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hamidaydin.com/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[<p>Muhtemelen The Times’a kapak olan Türkiye’nin  tek Kürt sesli sanatçısı Aynur Doğan’dır. Hani şu TSK’nin ihmali ve PKK’nin saldırısı sonucu ‘elbirliği’ ile şehit ettiğimiz 13 kürt ve türk askerin yasının tutulduğu gece İstanbul Caz Festivali kapsamında verilen konserde yuhalanan sanatçı&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Muhtemelen The Times’a kapak olan Türkiye’nin  tek Kürt sesli sanatçısı Aynur Doğan’dır. Hani şu TSK’nin ihmali ve PKK’nin saldırısı sonucu ‘elbirliği’ ile şehit ettiğimiz 13 kürt ve türk askerin yasının tutulduğu gece İstanbul Caz Festivali kapsamında verilen konserde yuhalanan sanatçı Aynur var ya işte o.</p>
<p>Protestocular önce, “Daha şehitlerin kanı kurumadı, Türkçe söyle” diye bağırmışlar. Ardından İstiklal Marşı’nı okumuşlar. Hatta sahneye pet şişe ve minder fırlatan ve kan isteyen bir vatansever inanmayacaksınız ama; “-Biz buraya Akdeniz şarkıları dinlemeye geldik, bunlar Akdenizli değil ki”  bile demiş.</p>
<p>Ya hu bizim bildiğimiz yas tutan kişi bırakın caz konserlerine gitmeyi evindeki televizyonu bile açmaz. Keyif verici hiç bir şey yapmaz, güzel hiç bir şey giymez, sakal tıraşı olmaz. Dindar ise oturup bir yasin okur. Değilse bir tütsü yakar.</p>
<p>Yazabiliyorsa oturur ölüsünün ardından bir şiir yazar, yakabiliyorsa bir ağıt yakar. Hiç birine yetemiyorsa iki damla gözyaşı akıtır yanağından, acısına yaslanıp yatar.</p>
<p>Ya hu bunlar askere gitmemek için Açık Öğretim Fakültesi dahil memlekette bitirmedik üniversite bırakmayan vatanseverler değil mi? Tek bir askerlik anıları olmayan ama size askerden yırtmak için attıkları taklalarla ilgili 20 anıyı ayaküstü anlatan bizzat bu vatanseverler değil mi?</p>
<p>Ya hu bu devletin anayasasında davet edildiği konserde kendi anadiliyle türkü söyleyen bir sanatçıya ağzına gelen her şeyi söyleme lüksünü kendinde hak olarak gören densizleri halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmek ve cezalandırmaktan mahkum ettirecek  bir kanun maddesi yok mu? </p>
<p>Eğer yoksa yandık. 1999’da Magazin Gazetecileri Derneği yemeğinde Ahmet Kaya’yı linç eden kalabalık oradan kalkıp sarhoş naraları ata ata 12 yılda İstanbul Caz Festivali’nin yapıldığı yere varmış ve bize haddimizi bildirmeye gelmiş demektir.</p>
<p>Sizi bilmem ama ben şahsen 12 yıl sonra ne bir daha burnu kırılan Serdar Ortaç’ları ne de ceket kravat takıp  katline sebep olduğu sanatçıyı mezarında ziyaret ederek çiçek bırakan  “eskimiş” Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’leri görmek istemem.</p>
<p>Hele hele döndüklerinde köşelerinde: “mezarlık görevlileri 12 yıldır sanatçının o çok güzel söylediği Türkçe türkünün her akşam üstü mezarından kederli nağmeler şeklinde yükseldiğini söylediklerinde çok efkarlandım: &#8220;ölürsem kabrime gelme istemeeeeeeeem&#8230; &#8221; diye yazmalarını hiç istemem.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hamidaydin.com/vay-serefsiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siyasete paraşütle indirilmenin en çarpıcı örneği</title>
		<link>http://hamidaydin.com/siyasete-parasutle-indirilmenin-en-carpici-ornegi/</link>
		<comments>http://hamidaydin.com/siyasete-parasutle-indirilmenin-en-carpici-ornegi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2011 07:05:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryadeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hamidaydin.com/?p=320</guid>
		<description><![CDATA[<p>Gaziantep milletvekili seçildikten sonra kabineye girmeyi başaran çiçeği burnunda bakan Fatma Şahin’in öyküsü, bir önceki dönem yine Gaziantep’ten milletvekili seçilen ve Maliye Bakanlığı’na uzanan Mehmet Şimşek‘in öyküsüyle yakın benzerlik gösterir. Babasının tabiriyle Mehmet Şimşek gibi “fakir bir ailenin kızıdır Fatma.”&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep milletvekili seçildikten sonra kabineye girmeyi başaran çiçeği burnunda bakan Fatma Şahin’in öyküsü, bir önceki dönem yine Gaziantep’ten milletvekili seçilen ve Maliye Bakanlığı’na uzanan Mehmet Şimşek‘in öyküsüyle yakın benzerlik gösterir. Babasının tabiriyle Mehmet Şimşek gibi “fakir bir ailenin kızıdır Fatma.” Köy Hizmetleri’nden emekli bir baba, ev hanımı bir annenin kızı olan ve hayatı boyunca aile olarak kimseden himaye görme bahtiyarlığına erişmemiş olan Fatma’nın yeni görevinin “kimsesizlerin kimsesi” olması da ayrıca anlamlıdır. Tıpkı Mehmet’in bir ömür boyu hep az olan parasını denkleştirmek için gösterdiği çabadan edindiği tecrübeyle şu an Türkiye Cumhuriyeti’nin “fazla veren” bütçesini yönetme görevini üstlenmesi gibi.</p>
<p>İki gündür Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel’in seçim öncesinde yazdığı bir analiz üzerinde çalışıyorum. “BEN BU GİDİŞLE GALİBA CHP’YE OY VERMEYECEĞİM” başlığını taşıyan bu yazıyı seçimlerden sonra okumuş olmaktan ötürü de ziyadesiyle müteessirim.</p>
<p>Yahya Sezai Tezel; Mehmet Şimşek’in Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden hocasıdır. Ankara Atatürk Lisesi’nde okuduğum 80’lerin sonlarında arada ağabeyim Mehmet Aydın ve Mehmet Şimşek’i ziyaret için SBF’ ye giderdim. Benim bile zihnimde o yaşlardan kalma en karizmatik üniversite hocası figürü Yahya Sezai Tezel olduğuna göre, hocanın Türkiye siyasetini şekillendiren mevcut siyasetçi ve bürokratların eğitim öğretim hayatlarında ne kadar belirleyici bir rolü olduğunu varın siz hayal edin.</p>
<p>Gerçekten de en meşhur örneği siyasete Kastamonu milletvekili babası Fahrettin Ecevit’in oğlu olarak giren Bülent Ecevit olmak üzere CHP tarihi, emekli veya muvazzaf paşaların, büyükelçilerin, hakim ve savcıların oluşturduğu “kast”ın kontrol ettiği kurultaylar, meclisler, hatta hükümetlerin tarihidir. </p>
<p>Yahya Sezai Tezel’in mezkur analizdeki şu cümlesi çok çarpıcıdır; “Adam kayırmacılıkla siyasete paraşütle gökten indirilmiş olmanın Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki en çarpıcı örneği Bülent Ecevit’in kendisidir.”  Gerçekten de en meşhur örneği siyasete Kastamonu milletvekili babası Fahrettin Ecevit’in oğlu olarak giren Bülent Ecevit olmak üzere CHP tarihi, emekli veya muvazzaf paşaların, büyükelçilerin, hakim ve savcıların oluşturduğu “kast”ın kontrol ettiği kurultaylar, meclisler, hatta hükümetlerin tarihidir.</p>
<p>Örneğin hâlihazırda:<br />
Gülsüm Bilgehan; İsmet İnönü’nün torunu,</p>
<p>Sencer Ayata; eski dışişleri bakanı Turan Güneş’in damadı,</p>
<p>Faik Öztrak; eski içişleri bakanı dede Faik Öztrak’ın torunu, yine eski içişleri bakanı baba Orhan Öztrak’ın oğlu,  Adnan Öztrak ve İlhan Öztrak’ın yeğenleri,</p>
<p>Osman Korutürk; Cumhuriyetin kurucuları arasında yer alan İttihat ve Terakki’ci Salah Cimcoz’un torunu,  6. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün oğlu,</p>
<p>“Bakın çok ilginç birşey yapacağız. Üçgen biçiminde birbirimize takacağız. Ben Haydar bey&#8217;e takıcam, Haydar bey Mehmet bey&#8217;e takıcak, Mehmet bey bana takıcak.” cümlesi ile hatırlamanızın kolay olacağı o meşhur haberde başrolü oynayan ve Türkiye siyasetine bütün katkısı bu müselles şakadan ibaret olan Hurşit Güneş; Turan Güneş’in oğlu olmaya borçludur CHP’den milletvekili seçilmesini.</p>
<p>Bu örnekler çoğaltılabilir. Bu isimlerin kendi asil işlerini ne derece hakkaniyetle yaptıkları, emekli olmadan önce ne işle meşgul oldukları ile değil neden bir gecede CHP ile bu derece yakın bir ilişkiye girdikleri veya girmek zorunda kaldıkları ile ilgileniyorum. Neden CHP’ de görev almak devlette çalışmaya devam etmek ile bir olarak algılanıyor? Bu gelenek Cumhuriyetle yaşıt bir ekstra emeklilik ikramiyesi midir bazı aileler için?</p>
<p>Bana kalırsa seçmen artık atanmış vekilliklerden bir hayır görmeyeceğini iyi biliyor. Parti başkanlarının bunu seçmenden daha önce kavramış olması lazım ama yazık ki Kemal Kılıçdaroğlu, kendisi bir “beyzade” olmamasına rağmen “aristokrat” vekillerle CHP’yi doldurmada, dahası  büyük çoğunluğunu hayatları boyunca CHP’ye üye bile olmadıklarını bildiği halde bir gecede Genel Başkan Yardımcılığı görevlerine getirmede bu “imtiyazlı kast”tan daha hevesli davranmıştır.</p>
<p>“…Mehmet Şimşek her ne kazandı ise kendi alın teri, emeği ve zekası ile kazandı. Türkçe bilmeyen, okuma yazma bilmeyen fakir bir köylünün çocuğu olarak başlayıp TC Maliye Bakanı olarak görev yaptığı yere gelmişse bunda bir zerre hak edilmemiş, himaye ile verilmiş kazanç yok. Faik Öztrak için aynını söyleyebilir misiniz? Türkiye’nin dede Faik Öztrak’a ödenmemiş bir borcu yok ki oğul ve torun Öztrak’lara mansıp ve makam vermekle uğraşalım.”</p>
<p>Fakirlik edebiyatı yapacak değilim ancak Yahya Sezai Tezel’in Mehmet Şimşek için söylediği, benim Fatma Şahin’e de şamil olduğunu düşündüğüm yukarıdaki tespiti Ak Parti’nin Batı’da nüfuzlu zümrelere kapattığı kapının Doğu-Güneydoğu’da aşiretlere kapattığı kapıyla aynı olduğuna dair naçizane düşüncemin akademik bir dil ile ifadesi olarak kabul edilebilir.</p>
<p>Bu vesileyle,  seçilmiş olmalarına rağmen yemin etmedikleri için mecliste bol bol vakitleri olduğunu düşündüğüm CHP’li vekilleri, parti isimlerinde hem cumhur hem halk kelimesi geçmesine rağmen neden bir türlü halkın partisi olamadıklarını düşünmeye davet edebilirim. Bu davetim karşılık bulur da bu hafta sonunu düşünerek geçiren CHP; bir türlü barışamadığı adalet ve kalkınma kelimelerini de içeren bir metin üzerinde uzlaşmaya varır ve bugün mecliste yemin ederse, kendisini “imtiyazlı zümreler” den bizi de bu “kast sistemi”nden kurtarmayı başarabilir.  </p>
<p>Hatta bakarsınız bu sayede Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Mehmet Şimşek’in bile yeşil karta ihtiyaç duyacak derecede fakir bir ablası olduğu gerçeğini anlayacağı tutar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hamidaydin.com/siyasete-parasutle-indirilmenin-en-carpici-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genç Fenerliler rahatsız!</title>
		<link>http://hamidaydin.com/genc-fenerliler-rahatsiz/</link>
		<comments>http://hamidaydin.com/genc-fenerliler-rahatsiz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jul 2011 07:03:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryadeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hamidaydin.com/?p=314</guid>
		<description><![CDATA[<p>Mustafa Balbay’ın yıllar önce Cumhuriyet Gazetesi’nde manşetten verdiği Genç Subaylar Rahatsız  “yalan” haberinin başına neler açtığı malumunuz. Böyle bir kader benzerliğinden Allah’a sığınırım ancak maruzatımı en kısa yoldan okuyucuya aktarma hevesimi başka bir yazı başlığı ile de gideremedim.</p>
<p>“Herkesi gözaltına&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Balbay’ın yıllar önce Cumhuriyet Gazetesi’nde manşetten verdiği Genç Subaylar Rahatsız  “yalan” haberinin başına neler açtığı malumunuz. Böyle bir kader benzerliğinden Allah’a sığınırım ancak maruzatımı en kısa yoldan okuyucuya aktarma hevesimi başka bir yazı başlığı ile de gideremedim.</p>
<p>“Herkesi gözaltına aldılar” Bazı haberler böyle diyor. Polis, bu kadar ünlü ismi tutuklanacaklarından emin olmadığı sürece gözaltına almayacak kadar tecrübeli. Baksanıza aralarında Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Odyakmaz gibi güçleri hakkında düşen haberlerin çokluğu sayesinde yeterince bilgi sahibi olduğumuz kişiler bile var.</p>
<p>İtalya ilginç bir ülke. Türkiye de öyle. Ancak iki ülke  arasındaki benzerlik ikisinin bir başına oluşturduğundan daha da ilgi çekici.</p>
<p>İtalya Gladio’sunun soruşturulmaya başlanmasına sebep olan olay 80’lerde yapılan ama başarıya ulaşamayan faşist bir darbe girişimidir. 90’larda başlayan Temiz Eller Operasyonu yıllarca sürdü. İçlerinde eski cumhurbaşkanı, eski başbakan, o esnada görevde olan genel kurmay başkanı, o esnada görevleri başında bulunuyormuş gibi yapan 30’a yakın general, istihbarat örgütü yetkilileri, onlarca gazeteci, işadamları, medya patronları, yüksek yargı mensupları, 50’den fazla profesör, hasılı toplamda 600’den fazla kişi örgüt üyeliğinden ve 4 bini aşkın terör eyleminden sorumlu tutularak cezaevine kondu.</p>
<p>Türkiye’de durum nedir?</p>
<p>“Başarısız Faşist Darbe Girişimi” yerine “Başarısız Ulusal Darbe Girişimi”, “eski” yerine ”tek basamaklı bir rakam”  ibarelerini ben koyayım gerisini siz tamamlayın. Türkiye Gladiosu Puzzle’mız hazır olmuş olur.</p>
<p>2006’da başlatılan İtalya’ daki Temiz Ayaklar Operasyonu’na sebep olan şike iddiaları polis dinlemesine (polis bir mafya babasını dinlerken)  tesadüfen takılır. Yargı işini bitirdiğinde İtalya Süper Ligi’nde oynayan dünyaca ünlü takımlardan  Juventus; eksi 9 puanla başlamak kaydı ile bir alt lige düşürülerek ve 2005-2006 sezonları şampiyonluk ünvanları geri alınarak,  Milan; bir sonraki yıla eksi 8, Fiorentina; bir sonraki yıla eksi 15, Lazio; bir sonraki yıla eksi 3 puanla başlamakla cezalandırılır. Kulüplerin ve yöneticilerin aldıkları para ve men cezaları da cabası.</p>
<p>Peki Türkiye’de durum nedir?</p>
<p>Henüz bir mahkeme, tutuklama falan yok ama siz de farkındasınız ki Türkiye Temiz Ayaklar Operasyonu’nun puzzle’ı yavaş yavaş oluşmaya başladı. Yargılamanın da, cezalandırmanın da aynen Temiz Eller Operasyonu’nda olduğu gibi İtalya takımlarının kaderine benzeyeceği muhakkak.</p>
<p>Türkiye ve İtalya birbirlerine çok benziyor. Gidişatı kestirmek o yüzden pek zor değil.</p>
<p>Hani ilerde Fenerbahçe’nin başına beklenmedik bir isim geçse ve “Fenerbahçe takımı olarak sahaya çıkacağız, ceza sahasına gireceğiz ama arkadaşlarımız hapisten salıverilmediği sürece gol atmayacağız” derse hiç şaşırmayacağım.</p>
<p>Tekbir Giyim’in erkek mankenleri podyumda meğer geçen yıl şampiyonluğa 2 dakika, bu yıl 2 ay sevinebilen Fenerbahçe’nin cenaze namazını kılmışlar da biz onlarınkine göre daha küçük olan beyinlerimiz sebebiyle anlamamışız.</p>
<p>Peki merhumu nasıl bilirdiniz?</p>
<p>İşte onu çok iyi bilirdik!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hamidaydin.com/genc-fenerliler-rahatsiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ertuğrul Özkök&#8217;ün yatacak yeri yok</title>
		<link>http://hamidaydin.com/ertugrul-ozkokun-yatacak-yeri-yok/</link>
		<comments>http://hamidaydin.com/ertugrul-ozkokun-yatacak-yeri-yok/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Jun 2011 06:31:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryadeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hamidaydin.com/?p=312</guid>
		<description><![CDATA[<p>TRT&#8217;nin bir başka işi için gittiği Paris’teki Pere Lachaise mezarlığında <strong>Ahmet Kaya</strong>’nın mezarını da ziyaret etmiş Hürriyet Gazetesi’nin sabık genel yayın yönetmeni. Aslında <em>Ahmet Kaya</em><em>’</em><em>nın mezarını ziyaret etmeyi de aradan çıkartmış </em>desek daha doğru olur ya. Neyse.</p>
<p>Hatırlarsınız: 10 Şubat&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TRT&#8217;nin bir başka işi için gittiği Paris’teki Pere Lachaise mezarlığında <strong>Ahmet Kaya</strong>’nın mezarını da ziyaret etmiş Hürriyet Gazetesi’nin sabık genel yayın yönetmeni. Aslında <em>Ahmet Kaya</em><em>’</em><em>nın mezarını ziyaret etmeyi de aradan çıkartmış </em>desek daha doğru olur ya. Neyse.</p>
<p>Hatırlarsınız: 10 Şubat 1999 yılında Magazin Gazetecileri Derneği Princess Otel Kongre Salonu’nda bir ödül töreni düzenledi. <strong>Ahmet Kaya</strong> bu geceye <em>Yılın En İyi Sanatçısı Ödülü </em>nü almak üzere davet edilmişti.</p>
<p>Ödül konuşmasında: <em>&#8220;Ben bu ödül için İnsan Hakları Derneği’ne, Cumartesi Anneleri’ne, tüm basın emekçileri ve tüm Türkiye halkına teşekkür ediyorum. Bir de bir açıklamam var: Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. Aramızda bu klibi yayımlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayımlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını bilmiyorum.&#8221;</em> dedi.</p>
<p>Bu sözleri üzerine çıkan olaylardan ve <strong>Ahmet Kaya</strong>’nın ülkeyi terkedip Paris’te kahrından ölmesinden birinci derecede sorumlu olanlardan biri <strong>Ertuğrul Özkök</strong>’tür. (Diğerleri: Fatih Altaylı, Serdar Ortaç, Müge Anlı, Şenay Düdek, Levent Altınay ve Tunca Yönder.)</p>
<p><strong>Ertuğrul Özkök</strong> Hürriyet Gazetesi’nde o dönem attığı manşetlerden ötürü <strong>Ahmet Kaya</strong> ile helalleşmeye gitmiş güya. Hani şu mahkeme kararları ile <em>sahte ve montajlanmış olduğu anlaşılan fotoğraflar</em> üzerine kurguladığı haberlerden ötürü.</p>
<p>Yok mezarının ayak ucunda  &#8221;Elveda sevgili ülkem&#8221; yazıyormuşta o cümleyi görünce çok hüzenlenmişmiş, yok aynı hüznü <strong>Oray Eğin</strong>’ in gözlerinde de görmüşmüş,  yok bildiği iki duayı etmişmiş, yok üzgünmüş ama pişman değilmişmiş<em>. Mezarının başında kimse yoktu ama çok çiçek vardı </em>diye yazmış bi de. Dualarına bir de <strong>şükür duası</strong> eklemeliymiş hemen o dakka orada bir seveniyle karşılaşmadı diye Ahmet Kaya’nın. Geç bunları bir kalem geç <strong>Ertuğrul Özkök</strong>. <strong>Ahmet Kaya</strong><strong>’</strong>nın kendi ülkesinde olmasa bile yatacak bir mezarı var senin o da yok.</p>
<p>Yine de bir başlangıç olması açısından önemsiyorum bu ziyaretini. Ancak o kadar çok ziyaret etmen gereken mezarlık ve mezar var ki anlatamam. Mesela Seine Nehri kadar ünlü olmadığını sansan da <strong>Batman Çayı </strong>önüne oturmakla başlayabilirsin yapacaklarına. O kadar çok ceset geçecek ki önünden hayal edemezsin. Oradan kalkıp Faili Meçhuller Mezarlığına geçmelisin. Öyle kolay sanma. Ziyaret etmen gereken mezar sayısı onlarca, yüzlerce değil. Binlerce. Üstelik bu sadece Batman’ın Faili Meçhulleri. Bu rakamın içine 40 bin <strong><em>faili belli</em></strong> <strong><em>mezar</em></strong>ın veya <strong><em>mezarsızların</em></strong> da dahil olduğunu sanma. Mesela Yahya: Gazeteciydi, Ya da Mehmet: Milletvekiliydi. Veya Şehmus: Doktordu,  İbrahim: İmamdı, Abdullah: Öğretmen, Ali: İşçi,  Altan: İşsiz&#8230;</p>
<p>Sakın “–Tanımıyorum”, deme. Tanıdığını biliyorum. Hem de hepsini. En azından ikinciden başlayarak hepsini. İlk faili meçhule dahlin olmayabilir ama onun ölüm haberine gazetelerini kapattığın günden bu yana gerçekleşen binlerce faili meçhulün <strong>hem faillerinin hem kurbanlarının </strong>tümünü tanıdığını biliyorum. Memleketin gerçek gündemini yalan manşetler, montaj fotoğraflarla hep gizlediğin için tanıyorsun hepsini. Gazetelerinde <em>“</em><em>Ölen gençlerden bahsedecek yerde, etrafına üşüşen kalabalığı anlatır gibi daima kitlelerin lafını ederek</em><em>”</em><em> </em>maziyi yanlış yazdığın için tanıyorsun hepsini. Bir olayı değil, bir gazeteciyi değil, bir gazetenin yok edildiği haberini bile görmezden geldiğin için tanıyorsun hepsini.</p>
<p>Bu yüzden işin zor <strong>Ertuğrul Özkök</strong>. Öyle mezarlıklarda mezar başında kimseyle karşılaşmayacağını da sanma. Hep kalabalıktır oralar.</p>
<p>Giderken yanına mezarları sulayan çocuklara dağıtmak için (bütün şehir insanlarının yaptığı gibi) bozuk paralar götürmeyi de unutma. Yasinler, püskevitler, şekerler&#8230;</p>
<p>Ha bi de <strong>Ahmet Kaya</strong>’nın mezarına giderken kravat takmışsın, ceket giymişsin. Çıkar artık onları. Çıkar. Sıcaktır şimdi Batman. Çıkar. Bir faili meçhulün üstünü örtmek için bile olsa çıkar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hamidaydin.com/ertugrul-ozkokun-yatacak-yeri-yok/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haber 7 yazarı Dr. Hamid Aydın, seçim yasaklarının başlamasına saatler kala Maliye Bakanı Mehmet Şimşek&#8217;le özel bir röportaj yaptı. İşte keyifle okuyacağınız söyleşi:</title>
		<link>http://hamidaydin.com/haber-7-yazari-dr-hamid-aydin-secim-yasaklarinin-baslamasina-saatler-kala-maliye-bakani-mehmet-simsekle-ozel-bir-roportaj-yapti-iste-keyifle-okuyacaginiz-soylesi/</link>
		<comments>http://hamidaydin.com/haber-7-yazari-dr-hamid-aydin-secim-yasaklarinin-baslamasina-saatler-kala-maliye-bakani-mehmet-simsekle-ozel-bir-roportaj-yapti-iste-keyifle-okuyacaginiz-soylesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Jun 2011 06:42:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryadeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hamidaydin.com/?p=295</guid>
		<description><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://hamidaydin.com/wp-content/uploads/2011/06/2097201106100740144831.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-301 colorbox-295" title="209720110610074014483" src="http://hamidaydin.com/wp-content/uploads/2011/06/2097201106100740144831.jpg" alt="" width="272" height="204" /></a>- Sayın Şimşek, sizin öykünüz gerçek anlamda bir başarı hikayesi. Bu coğrafya neden bu kadar renkli hayat öyküleri barındırıyor? </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Bunun bütün dünya için geçerli iyi bir gerekçesi var. Olmayan fırsatların bizi eşitlediği  bir coğrafyada dünyaya geliyoruz ve fırsatlarımızı oluşturmak&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://hamidaydin.com/wp-content/uploads/2011/06/2097201106100740144831.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-301 colorbox-295" title="209720110610074014483" src="http://hamidaydin.com/wp-content/uploads/2011/06/2097201106100740144831.jpg" alt="" width="272" height="204" /></a>- Sayın Şimşek, sizin öykünüz gerçek anlamda bir başarı hikayesi. Bu coğrafya neden bu kadar renkli hayat öyküleri barındırıyor? </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Bunun bütün dünya için geçerli iyi bir gerekçesi var. Olmayan fırsatların bizi eşitlediği  bir coğrafyada dünyaya geliyoruz ve fırsatlarımızı oluşturmak için çocukluğumuzdan itibaren büyük bir “hayata tutunma” mücadelesi veriyoruz. Galiba bu gerçek hayat hikayelerimizi renklendiriyor.</p>
<p><strong><em>-Peki sizin hikayeneniz ?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>1967 yılında Batman ili Gercüş ilçesinin Arıca (Kefre) köyünde dünyaya gelmişim. İlk ve orta öğrenimimi Batman’da, liseyi ise Gercüş’ de tamamladım. 1988 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden dönem ikincisi olarak mezun oldum.</p>
<p>Aynı fakültede yaklaşık bir yıl araştırma görevlisi olarak çalıştıktan sonra, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açılan sınavı kazanarak dil eğitimi ve yüksek lisans öğrenimi için İngiltere’ye gittim. 1993 yılında Exeter Üniversitesi’nde finans ve ekonomi dalında yüksek lisans derecesi aldıktan sonra Türkiye&#8217;ye döndüm.</p>
<p>Türkiye’ye döndükten sonra, Amerika Birleşik Devletleri’nin Ankara Büyükelçiliği’nde yaklaşık dört yıl kıdemli ekonomist olarak çalıştım.  1997&#8242;de New York&#8217;a yerleştim ve dünyanın önde gelen uluslararası yatırım bankası UBS&#8217;in hisse senedi analiz kısmında araştırmacı olarak görev yaptım. 1998 yılında İstanbul&#8217;a dönerek Almanya’nın en büyük bankalarından Deutsche Bank’ın iştiraki olan Deutsche Menkul Değerler’de Ekonomist ve Bankacılık Sektörü Analisti olarak iki yıl çalıştıktan sonra dünyanın en büyük yatırım bankalarından birisi olan Merrill Lynch’e geçerek İngiltere&#8217;ye yerleştim.</p>
<p>2000 yılı ortalarında başlayan Merrill Lynch’in ilk dönemlerinde sorumluluk alanımda Türkiye, Yunanistan, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi bulunuyordu. 2001&#8242;in ortasından itibaren de Rusya, Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti gibi gelişmekte olan Avrupa ülkeleri de eklendi. 2005 yılı sonunda Merrill Lynch&#8217;in Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Ekonomik ve Stratejik Araştırmalar Bölümü Başkanlığına getirildim. Hatırlatayım, 2007’de Merrill Lynch şirketi Türkiye ekonomisinin 3 katı büyüklüğünde bir fon yönetiyordu.</p>
<p>Adalet ve Kalkınma Partisi’nden 23. dönem milletvekili adayı olmak için Merrill Lynch’deki görevimden Mayıs 2007’de ayrıldım. 22 Temmuz 2007 Genel seçimlerinde AK Parti Gaziantep 1. sıra milletvekili seçildim. Türkiye Cumhuriyeti 60. Hükümeti’nde Ekonomi’den sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yaptım. 1 Mayıs 2009 tarihine kadar bu görevi yürüttükten sonra halen yürüttüğüm Maliye Bakanlığı görevine getirildim. 12 Haziran 2011 seçimlerinde Ak Parti Batman 1’c<a href="http://hamidaydin.com/wp-content/uploads/2011/06/maliye-bakani-simsek-batman-da-tekstil-fabrikasini-gezdi.jpg"><img class="size-medium wp-image-304 alignleft colorbox-295" title="maliye-bakani-simsek-batman-da-tekstil-fabrikasini-gezdi" src="http://hamidaydin.com/wp-content/uploads/2011/06/maliye-bakani-simsek-batman-da-tekstil-fabrikasini-gezdi-300x183.jpg" alt="" width="282" height="171" /></a>i sıra adayı olarak size hizmete geldim.<strong> </strong>Evliyim ve çok iyi derecede İngilizce biliyorum. <strong> </strong></p>
<p><em><strong>•En çok merak edileni en başta sormak istiyorum. Maliye Bakanı’nın penceresinden baktığınızda bu &#8220;lokal&#8221; kepenk kapatmaların Türkiye’nin “genel” ekonomisine bir zarar verdigini mi görüyorsunuz?</strong></em></p>
<p><strong> </strong>Elbette zarar vermez mi. Öncelikle bu bölgeden ülkemizin diğer bölgelerine ciddi bir göç dalgasının oluşmasına sebebiyet veriyor. Bu da beraberinde çarpık kentleşme ve diğer toplumsal sorunları getiriyor. İkinci olarak, bölgemizin ve özellikle Batman’ımızın imajını olumsuz yönde etkiliyor, yatırımın gelmesini engelliyor, bölgenin kendi potansiyelini geliştirmesine engel oluyor.</p>
<p>Bölgemizin dışında yaşayan birçok kişi kepenk kapatma eyleminin gerçek yüzünü bilmiyor. İnanın kepenk kapatanların ezici bir çoğunluğu bunu asla kendi isteği ve iradesiyle yapmıyor. Mecburiyetten, şiddet endişesinden kaynaklanan bir uygulama bu. Ancak size şunu da söyleyebilirim ki biz bölgeye geldikten sonra halkımızdaki bu algıyı değiştirdik, insanlar artık kepenk kapatma olayına tepkisel yaklaşabiliyorlar. Bu konuda bir cesaretlenme olgusunun hakim olmaya başladığını rahatlıkla söyleyebilirim.</p>
<p><em><strong>•Ekonomiye nasıl bir zarar veriyor bu durum?</strong></em></p>
<p><strong> </strong>Kepenk kapatma tabi ki yerel ekonomiye çok ciddi zararlar veriyor. Konuştuğum bazı esnaf bir günlük kepenk kapatmanın kendilerine büyük miktarlarda zarar verdiğini belirtiyorlar. Bu zarar sarmal bir niteliğe bürünüyor, sonuçta bölge esnafı toptancılarla, imalatçılarla, üreticilerle birebir ilişkili. Buradaki bir daralma anında diğer taraflardaki ticari faaliyetlerin yönünü, mahiyetini ve miktarını etkiliyor. Kepenklerin kapalı olmasının moral ve motivasyon üzerinde de çok olumsuz etkileri oluyor. Şehir adeta ölüme terk edilmiş bir görüntüye bürünüyor. Asla kabul edilebilir bir şey değil. Bir şehrin can damarlarını kesmeye hiç kimsenin hakkı olamaz. Bu tip baskıların yarattığı olumsuz sonuçlar dalga dalga yayılıyor ve insanlar huzursuz ve mutsuz oluyorlar. Yani bu etkiler sadece ekonomik yapılarla sınırlı kalmıyor, sosyal ve psikolojik yapıyı da olumsuz yönde etkiliyor. Zaten bu şiddeti yaratmaya çalışanların temel hedefi, bu sonucu yaratmaktır. Biz bu durumu sorun olmaktan çıkarmak için her türlü çabayı gösteriyoruz.  <br />
<strong><br />
<em>•En azından Batman için şunu sorabilirim: CHP’yi rakip olarak görüyor musunuz? <a href="http://hamidaydin.com/wp-content/uploads/2011/06/52292276.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-308 colorbox-295" title="52292276" src="http://hamidaydin.com/wp-content/uploads/2011/06/52292276.jpg" alt="" width="250" height="184" /></a></em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Hayır CHP’yi rakip olarak görmüyorum. CHP’nin Batman’da şansı yok. Basından takip ettiyseniz Kılıçdaroğlu’nun mitingine 1.150 civarında insanın katıldığı tahmin edildi.</p>
<p>Batman nevi şahsına münhasır bir vilayetimizdir; burada tahmin etmeyeceğiniz kadar sağduyunun hakim olduğunu görürsünüz. Batman’lı hemşerilerimiz, bugünkü Kürt sorununun en büyük müsebbibi olarak CHP’nin geçmişteki uygulamaları olduğunu biliyorlar. Ayrıca CHP’nin üzerinde hemen hemen her zaman mahir eller dolaşıyor, CHP’yi eskiden ulusal düzeyde iken şimdi uluslar arası boyutlarda bu mahir eller dizayn ediyorlar.  Kılıçdaroğlu&#8217;na ve CHP&#8217;ye buradan ilgi beklenmesi eşyanın tabiatına aykırı olurdu. Batman&#8217;lı kardeşlerim, hemşerilerim &#8220;hamdolsun ki&#8221; huzurun, refahın ve mutluluğun farkındalar. Hizmeti görüyorlar.</p>
<p>Kılıçdaroğlu ve temsil ettiği fikir, hiç bir zamanı buradaki insanımızın hissiyatına vakıf olamadı, fildişi kulelerinde oturup bölgeyi izlemekle yetindiler. Üretmediler, ilgilenmediler, beklenti ve umutlara tercüman olmadılar. Halktan kopuk ve halka rağmen var olmaya çalıştılar. Halkımız da onlara gereken cevabı hep verdi, Cumhuriyet kurulalı ferdi istisnalar dışında CHP burada varlık gösterememiştir. Bugünkü tablo ise tamamen bu gerçeğin yansımasından ibarettir. Halkın duygularıyla oynarsanız onlar da size gereken cevabı verir.</p>
<p>Batman’da CHP’nin varlık göstermesi bir yana aday çıkarması bile güç iken geçmişte milletvekilliği yapmış bir kişinin Ak Parti’den karşılık bulmaması nedeniyle CHP’den aday olması ufak da olsa bir hareketlilik yaratmıştır. Ancak bunun sandığa yansıması son derece sınırlı olacaktır.</p>
<p>Biz Devleti halkımızın hizmetkârı yapma sevdasıyla bu tozlu yollara düştük, biz bir sevda uğruna bu dağları delmeyi göze aldık Şükür ki Şirin&#8217;imize kavuşuyoruz. Halep orada ise arşın Batman’dadır. Bu arşını küçümsemeyin ha!.. O nicelerine bugün olduğu gibi boylarının ölçüsünü öyle güzel bir şekilde aldırmıştır ki. 12 Haziran halkımla gerçek anlamda buluşmanın, huzur çatısı altında buluşmanın bayramı olacaktır! BDP’nin yapısı da böyle değil mi; ikisi de benzer nitelikli kaynaklardan besleniyorlar. Uzun yıllar boyunca nüfusunun %99’u Müslüman olan bu ülkede Türkçe ezan okutmadılar mı? Bakınız geçen Cuma günü Suruç’ta Kürtçe ezan okutuldu. Mantık aynı, beslendikleri kaynak aynı.  Bunlar halkımızın değerleriyle, halkımızın ilkeleriyle sürekli savaş halindeler. Yaptıkları siyaset halka rağmen halktan kopuk siyasettir.  Ergenekon’da bunların nasıl da karşılıklı iletişim ve etkileşim içinde olduklarını gördük.</p>
<p>Bu denli iç içe geçmiş sistemlerin birbirleriyle tabi ki sorunu olmaz. Onların tek endişesi ve tek korkusu Ak Parti. Biz gücümüzü halktan alıyoruz, halka rağmen, halktan kopuk bir icraatımız yok. <strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>•2002-2011 arası Ak Parti iktidarında vatandaşın anlayabileceği sekilde ifade etmek gerekirse ekonomik göstergelerdeki en önemli değisiklikler nelerdir?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong> Bugün Türkiye, o günlerde hayal bile edemeyeceğimiz bir noktaya gelmiştir. AK Parti Hükümetleri ile Türkiye büyük bir değişim ve gelişim yaşamıştır. 10 yıl önce kamu maliyesi iflas etmiş bir Türkiye’den kamu dengeleri sağlam, enflasyonu ve faizi tek hanelere indirmiş hızla büyüyen bir Türkiye hedefine ulaştık.</p>
<p>1993-2002 yılları arasında ortalama sadece yüzde 2,9 büyüyen Türkiye ekonomisi, 2003-2010 yılları arasında küresel krize rağmen ortalama yüzde 4,8 büyümüştür. Ekonomimizin istikrar kazanmasıyla ve büyümesiyle birlikte milletimiz zenginleşmiş ve geleceğimiz sağlamlaşmıştır.</p>
<p>2002 yılında 230 milyar dolar olan milli gelirimiz, 2010 yılında bu rakamın 3 katını aşarak 736 milyar dolara yükselmiştir. 2002&#8242;de 3 bin 500 dolar olan kişi başı milli gelir, 2010 yılında 10 bin dolara yükselmiştir. Türk Lirası&#8217;ndan 6 sıfır atarak paramıza itibar kazandırdık. Türk Lirası&#8217;nı uluslararası ticarette kullanılan bir para birimi haline getirdik. 2002 yılında 36 milyar dolar olan ihracat, 2010 yılında bu rakamın neredeyse 4 katına çıkarak 114 milyar dolar olmuştur. 2011 yılının ilk 5 ayında ise daha şimdiden 54,4 milyar dolara ulaşmıştır. Enflasyon uzun yıllar sonra tek haneye gerilemiştir. 2001 yılında yüzde 68,5 olan enflasyon, 2010 yılı sonunda yüzde 6,4’e kadar düşmüştür. Devletin, Türk Lirası cinsinden borçlanma faiz oranı 2002&#8242;de yüzde 62,7 iken, bu oranı 2010 yılında yüzde 8,1&#8242;e çektik. 2002 yılında devletin topladığı her 100 liranın 86 lirası faiz giderlerini ödemek için kullanılırken, 2010 yılı itibarıyla artık her 100 liranın sadece 23 lirası faiz giderlerini ödemek için kullanılıyor.</p>
<p>İktidarda bulunduğumuz 2003-2010 döneminde ortalama bütçe açığının GSYH’ye oran olarak yüzde 3,6 olmuştur. Bizden önceki 1995-2002 döneminin ortalaması ise yüzde 8,2’dir.  Bu durum, iktidarlarımız döneminde uyguladığımız maliye politikasının ve sağladığımız mali disiplinin en açık sonucudur.</p>
<p>Tüm bu ekonomik göstergelerin yanı sıra, küresel krizden en az etkilenen ülkelerden biri olmamız da ekonomimizin ne kadar sağlam ve ne kadar istikrarlı olduğunun bir kanıtıdır.</p>
<p><strong><em>•Peki vatandaş neden bu iyileşmenin kendi cebine yan<a href="http://hamidaydin.com/wp-content/uploads/2011/06/Maliye-Bakani-Mehmet-Simsek-Batman-da_13070029601.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-307 colorbox-295" title="Maliye-Bakani-Mehmet-Simsek-Batman-da_1307002960" src="http://hamidaydin.com/wp-content/uploads/2011/06/Maliye-Bakani-Mehmet-Simsek-Batman-da_13070029601.jpg" alt="" width="262" height="192" /></a>sımadığını düşünüyor?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>AK Parti Hükümetleri döneminde hükümetlerimizin dışında cereyan eden iç ve dış olumsuz etkenlere rağmen Türkiye’de ekonomik büyüme ve kalkınma sağlanmış, halkımızın refah düzeyi önemli ölçüde artmıştır.</p>
<p>Bir önceki soruda örnekler verdiğim makroekonomik göstergelerin yanında son 9 yıllık dönemde Türkiye’nin birçok önemli meselesine çözüm getirdik. Sağlıkta bir devrim gerçekleştirdik. Eğitim ve altyapıda gelişmiş ülkelerle aramızdaki farkı azalttık.</p>
<p>Tüm bu gelişmelerin halkımızın refah düzeyine, alım gücü ile ekonomik ve sosyal hayatına olumlu yansıdığını görüyoruz. Ekonomik büyümenin yaşanması ve kişi başı milli gelirin reel olarak artması vatandaşımızın refahının arttığının bir göstergesidir. İktidarımız döneminde kişi başına gelir artarken gelir dağılımında da iyileşmeler yaşanmıştır. Gelirin adil dağıtılıp dağıtılmadığı Gini katsayısı ile ölçülmektedir. Türkiye&#8217;de Gini katsayısı, 2002&#8242;de 0,44 iken 2009 yılında 0,42 olmuştur. Yani zenginleşmekle kalmamış, gelirimizi daha adil paylaşmışız.</p>
<p>Kişi başına düşen gelirdeki ciddi artışın yanında uyguladığımız diğer sosyal ve ekonomik politikalar da yoksulluğun azalmasına yardım etmiştir. Şu anda ülkemizde satın alma gücü paritesine göre, günlük harcaması 1 doların altında kalan fert yoktur. Günlük harcaması 2,15 doların altında bulunan fert oranının 2002’de yüzde 3 iken 2009’da binde 2’ye, 4,3 doların altında bulunan fert oranının da 2002’de yüzde 30,3 iken 2009 yılında yüzde 4,4’e gerilediğini görüyoruz.</p>
<p>Kalkınmışlığın ve gelişmişliğin önemli göstergelerinden birisi de enflasyon oranıdır. Enflasyon, alım gücünü doğrudan etkilemekte ve vatandaşımızın cebine olumsuz bir şekilde yansımaktadır. 1993–2002 yılları arasında ortalama yüzde 70’lerde seyreden enflasyon, 35 yıl sonra ilk kez hükümetlerimiz döneminde tek haneye düşmüştür. Ayrıca son 42 yılın en düşük seviyesindedir. Bu durum, yıllarca yüksek enflasyon dolayısıyla geliri sürekli ve büyük bir hızla eriyen vatandaşımızın alım gücünün ve refahının arttırdığı çok açıktır.</p>
<p>Bu göstergelerin yanı sıra İktidarlarımız döneminde; otomobil ve beyaz eşya üretim ve satışları, LCD ve internet kullanımı ve asgari ücret ile bu ücretle alınabilecek ürün miktarı artmıştır.</p>
<p>Çalışan, emekli ve dar gelirli vatandaşlarımızın mali durumlarının 2002 yılına göre iyileşmiş, gelirlerinde reel artışlar sağlanmıştır. 2011 yılı Mayıs ayı itibarıyla en düşük Devlet memuru maaşı ile 2002 Aralık ayına göre daha fazla mal ve hizmet satın alınabilmektedir.</p>
<p>2002 Aralık ayında en düşük devlet memuru maaşı ile alınabilen ekmek miktarı 386 kg iken 2011 Mayıs ayında bu rakam 671 kg’a yükselmiştir. 2002 Aralık ayında 180 kg pirinç alınabilirken 2011 Mayıs ayında 315 kg pirinç alınabilmektedir.</p>
<p>Aynı şekilde 2011 yılı Mayıs ayı itibarıyla net asgari ücret ile 2002 Aralık ayına göre daha fazla mal ve hizmet satın alınabilmektedir. Asgari ücretli bir vatandaşımız, 2002 Aralık ayında 143 litre süt alabilirken 2011 Mayıs ayında 338 litre süt alınabilmektedir.</p>
<p>Bu göstergeleri çoğaltmak mümkündür. Bu göstergelerin tümü, iktidarımız dönemindeki ekonomik başarının, ülkemizin kalkındığının, vatandaşımızın refahının ve alım gücünün arttığının açık göstergesidir. Dolayısıyla tüm bu iyileşmeler vatandaşımızın cebine olumlu bir şekilde yansımıştır.</p>
<p>Örneğin 2002 yılında aile yardımı dahil ortalama memur maaşı 578 TL iken 2011 yılı Ocak ayında 1.724 TL’ye yükselmiştir. En düşük memur emekli aylığı ise 2002 yılında 377 TL iken 2011 yılı Ocak ayında 936 TL’ye yükselmiştir.<br />
<strong><em><br />
•Benzin fiyatlarını hükümet arttırmıyor, kabul. Peki hükümet fiyatları neden düşürmüyor?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Biz hükümet olarak elbette benzin fiyatlarının düşmesini istiyoruz. Ancak akaryakıt fiyatlarını kim belirliyor? Tamamıyla piyasa belirliyor. Bunun bizimle hükümetle doğrudan bir alakası yok. Bunu serbest piyasa belirliyor.</p>
<p>Türkiye’de akaryakıt ürünlerindeki artışın temelinde şu an itibarıyla vergi yoktur. Biz Hükümet olarak vergileri uzun süredir nominal düzeyde sabit tutuyoruz. Hiçbir şekilde vergilerde bir artış söz konusu değildir. Bu durum, tamamen dünya petrol fiyatlarındaki artıştan kaynaklanmaktadır. Zira 100 liralık benzinin 2002 yılı Aralık ayı itibarıyla yaklaşık 70 lirası vergi iken bugün yaklaşık 60 lirası vergidir. Aynı şekilde 100 liralık motorinin 2002 yılı Aralık ayı itibarıyla yaklaşık 60 lirası vergi iken bugün 51 lirası vergidir. Dolayısıyla biz akaryakıt ürünlerindeki vergi yükünü artırmadık, aşağı çektik. Üstelik 2005-2007 yılları arasında artan petrol fiyatlarına rağmen vergilerde hiçbir artış yapmadık. 2002 yılı Kasım ayında iktidara geldiğimizde ham petrol varil fiyatları 25 dolar iken bugün itibari ile 120 dolara yakındır. Bu durumu da göz önüne almak gerekiyor. İç piyasada oluşan akaryakıt fiyatlarının uluslararası piyasalardaki petrol fiyatları dikkate alınmadan yorumlanması yanlıştır.</p>
<p>Biz Hükümet olarak vergilerimizin reel değerinde düşüşe razı olduk ve büyük fedakârlık yaptık. Burada sorumluluk hepimize düşüyor. Herkes üzerine düşen fedakârlığı yaparsa çok iyi olur.</p>
<p><strong><em>•Daha önce Gaziantep’ten milletvekili seçildiniz, Gaziantep’le mukayese edildiğinde Batman’dan aday olmak farklı mı ?</em></strong></p>
<p>Gaziantep&#8217;te çok güzel hatıralarım oldu. Ayrıldığımda çok hüzünlendim. Son ziyaretimde bir vesileyle bir konuşma yaptım. Konuşma esnasında duygusal bir ortam oluştu ve tamamen insani bir refleksten, insani bir duygudan kaynaklanan bir iki gözyaşım döküldü, sesim düğümlendi, onu bile siyasi malzeme yapmaya yeltendiler. Bu şekilde yaklaşılmış olması beni gerçekten üzdü. Oysa bu durumun tamamen insani olduğu bilinmeli ve o şekilde karşılık bulmalıydı.</p>
<p>Sayın Başbakanımızın beni Batman’dan aday göstermesi beni çok mutlu etti. Bir çok yerde anlattım, beni etkileyen ve yaşamımı dizayn eden bir hikayedir. Yaşanmış, gerçek bir hikaye.</p>
<p>Bundan 21 yıl önce İngiltere’ye gideceğim gün, vedalaşmak üzere köye babamın yanına gittim. Birlikte mezarlığa doğru yürüdük. ilim öğrenmek için İngiltere’ye gitmek istediğimi söylediğimde, babam “oğlum sen zaten profesör olmuşsun, gel biraz da memleketine hizmet et” dedikten sonra eline bir avuç toprak alıp, “eğer para için gidiyorsan gözümüzü ancak bir avuç toprak doyurur” demişti. Her babanın evladından umudu memleketine hizmet etme sevdası gibi gibi babamın da o vasiyetini bugün yerine getirebilme fırsatı yakalamış olmaktan dolayı mutlu ve gururluyum.</p>
<p>Batman adaylığım belli olduktan sonra arkadaşlarımla, ekibimle geldim baba ocağına konuşlandım. Çalmadık kapı, gitmedik köy, elini sıkmadığım insan bırakmamaya çalışıyorum. Sürekli bir mücadele ve gayret içerisindeyim. Uzun yıllar bölgeden ayrı kalınca hem ruhen hem de fiziken uzak kalmışım meğer. Hızla farkı kapattığımı tahmin ediyorum, hemşerilerimle kaynaşma, onların sorunlarını dinleme, izleme ve gözlem konusunda büyük çaba harcıyorum. Şu an itibarıyla Batman’a yeterince vakıf olduğum inancındayım. Vakıf olmayanın hizmet üretme şansı var mı ki.  </p>
<p><strong><em>•Seçim çalışmalarınızda sadece ekonomik iyileşmelere mi dikkat çekiyorsunuz yoksa bir politikacı gibi mi davranıyorsunuz? Mesela, özellikle vurguladığınız ve Batmanlının oyunu etkileyeceğini düşündüğünüz vaatleriniz var mı ?</em></strong></p>
<p>Hayır, tabi ki sadece ekonomik konularla sınırlı kalan bir kampanya yürütmüyorum. AK Parti hükümetlerinin ekonomide sağladığı başarıların yanında temel hak ve özgürlükler ile demokratik standartların iyileştirilmesine ilişkin sağladığı başarıları da hemşerimle paylaşıyorum. Son bir buçuk aydır Batman merkez, ilçeler, beldeler ve köylerinde vatandaşlarımızla içiçe ve birebir diyalog içerisindeyim. Hemşerilerimin sorunlarıyla yakinen ilgileniyorum, onları dinliyorum ve çözüm üretmeye çalışıyorum. Dolayısıyla halka hizmeti şiar edinen bir politikacı olarak çalışıyorum.</p>
<p>Elbette ki Batman için vaatlerimiz var. Hemen hatırlatayım. <a href="http://www.mehmetsimsek.org/">www.mehmetsimsek.org</a> adresine girenler orada Batman için yapmayı planladığımız projelerimiz hakkında bilgi sahibi olacaklar.</p>
<p>Özetlemem gerekirse: Batman’ın en büyük sorunun iş ve aş olduğu dikkate alınırsa en önemli proje Batman’ı bir cazibe merkezi haline getirmektir.  Talep eden yatırımcılara yer tahsisi için kısa bir sure içerisinde 1.5 milyon m2’lik bir alanı kamulaştırıp mevcut organize sanayi bölgesine ekleyeceğiz. Ayrıca daha şimdiden ikinci organize sanayi bölgesine ilişkin çalışmalarımıza da başladık.</p>
<p>İkinci olarak hemşerilerimizin nefes alacağı yeşil alanlar nerdeyse yok denecek kadar azdır. Malesef bu konuda belediye üzerine düşeni yapmamaktadır. Bu sorunu çözmek için Batman çayı ıslahını yapacağız, çayla Batman arasında kalan bölgeyi halkımız için mesire alanlarına dönüştüreceğiz.</p>
<p>Hava kirliliğini ve şehir trafik yoğunluğunu azaltmak için Batman çevre yolunu yapacağız. Ayrıca üniversite yol bağlantısını tamamlayacağız. Batman’ın bütün diğer illerle bağlantılarını duble yol olarak tasarladık. Bu çerçevede devam eden projelerimize ek olarak Batman-Hasankeyf-Gercüş-Mardin yolunun duble yola dönüştürülmesi projesini hayata geçireceğiz.</p>
<p>Sağlıkta daha önceki yatırımlarımıza yeni bir hamleyle Batman’a 200 yataklı kadın doğum ve çocuk hastanesi, Beşiri’ye devlet hastanesi yapacağız. Gercüş Devlet Hastanesi’ne ek bina yapacağız. Her ilçemize en az bir tane meslek lisesi kazandıracağız. Batman’a yakışır modern bir adliye sarayı inşa edeceğiz.</p>
<p><strong><em>•Batman din alimlerinin vatandaş üzerinde etkili olduğu bir yer. Kanaat önderlerinin<a href="http://hamidaydin.com/wp-content/uploads/2011/06/simsek-batman-artik-modern-sehir.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-309 colorbox-295" title="simsek-batman-artik-modern-sehir" src="http://hamidaydin.com/wp-content/uploads/2011/06/simsek-batman-artik-modern-sehir-300x225.jpg" alt="" width="300" height="215" /></a> sizin safınızda yer aldığını düşünüyor musunuz?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Kanaat önderlerine çok önem veriyorum. Zaten çalışmalarımın ana eksenini oluşturan yöntem, kanaat önderlerini öncelleyen bir yöntemdir. Sağolsunlar, bütün akil insanlar etrafımızda öbek öbek kenetlenmiş durumdalar. Hepsi de samimiyetimize ve ciddiyetimize inanıyorlar ve bize çok önemli katkı sağlıyorlar. Bu topraklar mukaddesatına saygılı insanlar barındırıyor. Bizim bu saygın din alimlerinin görüş, tavsiye ve dualarını almadan bir adım atmamız bile mümkün değil.</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>•Benzin fiyatlarını hükümet arttırmıyor, kabul. Peki hükümet fiyatları neden düşürmüyor?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Biz hükümet olarak elbette benzin fiyatlarının düşmesini istiyoruz. Ancak akaryakıt fiyatlarını kim belirliyor? Tamamıyla piyasa belirliyor. Bunun bizimle hükümetle doğrudan bir alakası yok. Bunu serbest piyasa belirliyor.</p>
<p>Türkiye’de akaryakıt ürünlerindeki artışın temelinde şu an itibarıyla vergi yoktur. Biz Hükümet olarak vergileri uzun süredir nominal düzeyde sabit tutuyoruz. Hiçbir şekilde vergilerde bir artış söz konusu değildir. Bu durum, tamamen dünya petrol fiyatlarındaki artıştan kaynaklanmaktadır. Zira 100 liralık benzinin 2002 yılı Aralık ayı itibarıyla yaklaşık 70 lirası vergi iken bugün yaklaşık 60 lirası vergidir. Aynı şekilde 100 liralık motorinin 2002 yılı Aralık ayı itibarıyla yaklaşık 60 lirası vergi iken bugün 51 lirası vergidir. Dolayısıyla biz akaryakıt ürünlerindeki vergi yükünü artırmadık, aşağı çektik. Üstelik 2005-2007 yılları arasında artan petrol fiyatlarına rağmen vergilerde hiçbir artış yapmadık. 2002 yılı Kasım ayında iktidara geldiğimizde ham petrol varil fiyatları 25 dolar iken bugün itibari ile 120 dolara yakındır. Bu durumu da göz önüne almak gerekiyor. İç piyasada oluşan akaryakıt fiyatlarının uluslararası piyasalardaki petrol fiyatları dikkate alınmadan yorumlanması yanlıştır.</p>
<p>Biz Hükümet olarak vergilerimizin reel değerinde düşüşe razı olduk ve büyük fedakârlık yaptık. Burada sorumluluk hepimize düşüyor. Herkes üzerine düşen fedakârlığı yaparsa çok iyi olur.</p>
<p><strong><em>•Daha önce Gaziantep’ten milletvekili seçildiniz, Gaziantep’le mukayese edildiğinde Batman’dan aday olmak farklı mı ?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Gaziantep’te çok güzel hatıralarım oldu. Ayrıldığımda çok hüzünlendim. Son ziyaretimde bir vesileyle bir konuşma yaptım. Konuşma esnasında duygusal bir ortam oluştu ve tamamen insani bir refleksten, insani bir duygudan kaynaklanan bir iki gözyaşım döküldü, sesim düğümlendi, onu bile siyasi malzeme yapmaya yeltendiler. Bu şekilde yaklaşılmış olması beni gerçekten üzdü. Oysa bu durumun tamamen insani olduğu bilinmeli ve o şekilde karşılık bulmalıydı.</p>
<p>Sayın Başbakanımızın beni Batman’dan aday göstermesi beni çok mutlu etti. Bir çok yerde anlattım, beni etkileyen ve yaşamımı dizayn eden bir hikayedir. Yaşanmış, gerçek bir hikaye.</p>
<p>Bundan 21 yıl önce İngiltere’ye gideceğim gün, vedalaşmak üzere köye babamın yanına gittim. Birlikte mezarlığa doğru yürüdük. ilim öğrenmek için İngiltere’ye gitmek istediğimi söylediğimde, babam “oğlum sen zaten profesör olmuşsun, gel biraz da memleketine hizmet et” dedikten sonra eline bir avuç toprak alıp, “eğer para için gidiyorsan gözümüzü ancak bir avuç toprak doyurur” demişti. Her babanın evladından umudu memleketine hizmet etme sevdası gibi gibi babamın da o vasiyetini bugün yerine getirebilme fırsatı yakalamış olmaktan dolayı mutlu ve gururluyum.</p>
<p>Batman adaylığım belli olduktan sonra arkadaşlarımla, ekibimle geldim baba ocağına konuşlandım. Çalmadık kapı, gitmedik köy, elini sıkmadığım insan bırakmamaya çalışıyorum. Sürekli bir mücadele ve gayret içerisindeyim. Uzun yıllar bölgeden ayrı kalınca hem ruhen hem de fiziken uzak kalmışım meğer. Hızla farkı kapattığımı tahmin ediyorum, hemşerilerimle kaynaşma, onların sorunlarını dinleme, izleme ve gözlem konusunda büyük çaba harcıyorum. Şu an itibarıyla Batman’a yeterince vakıf olduğum inancındayım. Vakıf olmayanın hizmet üretme şansı var mı ki.  </p>
<p><strong><em>•Seçim çalışmalarınızda sadece ekonomik iyileşmelere mi dikkat çekiyorsunuz yoksa bir politikacı gibi mi davranıyorsunuz? Mesela; özellikle vurguladığınız ve Batmanlının oyunu etkileyeceğini düşündüğünüz vaatleriniz var mı ? </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Hayır, tabi ki sadece ekonomik konularla sınırlı kalan bir kampanya yürütmüyorum. AK Parti hükümetlerinin ekonomide sağladığı başarıların yanında temel hak ve özgürlükler ile demokratik standartların iyileştirilmesine ilişkin sağladığı başarıları da hemşerimle paylaşıyorum. Son bir buçuk aydır Batman merkez, ilçeler, beldeler ve köylerinde vatandaşlarımızla içiçe ve birebir diyalog içerisindeyim. Hemşerilerimin sorunlarıyla yakinen ilgileniyorum, onları dinliyorum ve çözüm üretmeye çalışıyorum. Dolayısıyla halka hizmeti şiar edinen bir politikacı olarak çalışıyorum.</p>
<p>Elbette ki Batman için vaatlerimiz var. Hemen hatırlatayım. <a href="http://www.mehmetsimsek.org/">www.mehmetsimsek.org</a> adresine girenler orada Batman için yapmayı planladığımız projelerimiz hakkında bilgi sahibi olacaklar.</p>
<p>Özetlemem gerekirse: Batman’ın en büyük sorunun iş ve aş olduğu dikkate alınırsa en önemli proje Batman’ı bir cazibe merkezi haline getirmektir.  Talep eden yatırımcılara yer tahsisi için kısa bir sure içerisinde 1.5 milyon m2’lik bir alanı kamulaştırıp mevcut organize sanayi bölgesine ekleyeceğiz. Ayrıca daha şimdiden ikinci organize sanayi bölgesine ilişkin çalışmalarımıza da başladık.</p>
<p>İkinci olarak hemşerilerimizin nefes alacağı yeşil alanlar nerdeyse yok denecek kadar azdır. Malesef bu konuda belediye üzerine düşeni yapmamaktadır. Bu sorunu çözmek için Batman çayı ıslahını yapacağız, çayla Batman arasında kalan bölgeyi halkımız için mesire alanlarına dönüştüreceğiz.</p>
<p>Hava kirliliğini ve şehir trafik yoğunluğunu azaltmak için Batman çevre yolunu yapacağız. Ayrıca üniversite yol bağlantısını tamamlayacağız. Batman’ın bütün diğer illerle bağlantılarını duble yol olarak tasarladık. Bu çerçevede devam eden projelerimize ek olarak Batman-Hasankeyf-Gercüş-Mardin yolunun duble yola dönüştürülmesi projesini hayata geçireceğiz.</p>
<p>Sağlıkta daha önceki yatırımlarımıza yeni bir hamleyle Batman’a 200 yataklı kadın doğum ve çocuk hastanesi, Beşiri’ye devlet hastanesi yapacağız. Gercüş Devlet Hastanesi’ne ek bina yapacağız. Her ilçemize en az bir tane meslek lisesi kazandıracağız. Batman’a yakışır modern bir adliye sarayı inşa edeceğiz.</p>
<p><strong><em>•Batman din alimlerinin vatandaş üzerinde etkili olduğu bir yer. Kanaat önderlerinin sizin safınızda yer aldığını düşünüyor musunuz?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Kanaat önderlerine çok önem veriyorum. Zaten çalışmalarımın ana eksenini oluşturan yöntem, kanaat önderlerini öncelleyen bir yöntemdir. Sağolsunlar, bütün akil insanlar etrafımızda öbek öbek kenetlenmiş durumdalar. Hepsi de samimiyetimize ve ciddiyetimize inanıyorlar ve bize çok önemli katkı sağlıyorlar. Bu topraklar mukaddesatına saygılı insanlar barındırıyor. Bizim bu saygın din alimlerinin görüş, tavsiye ve dualarını almadan bir adım atmamız bile mümkün değil.<br />
<strong><em><br />
•BDP kendi imamları ile Cuma namazı kıldırıyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu? </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Malesef BDP bölücülüğü dine de taşıma çabası içinde.  Öncelikle Cuma namazlarını camide kılma yerine sokakta kılmaları bir anlamda cami cemaatini bölme çabasıdır.  Cuma namazına gelince, cuma namazının temel amacı nedir ? Müslümanları haftanın belli bir gününde belli bir saatinde bir araya getirmek, buluşturmak, kaynaştırmak ve vaaz ile hutbe dinlemek suretiyle dini bilgilerini tazeletmek ve yenilemek ve ibadet değil mi?</p>
<p>Cuma, Arapça cemaa kelimesinden geliyor. Yani toplanmak, bir araya gelmek, buluşmak, birleşmek. Temel hedefi birleştirmeyi sağlayan Cuma namazına böyle garip bir misyon ve boyut yüklemeye kalkmak sadece safdillik ve manipulasyondur, bölücülüktür, başka da bir şey değildir. İkinci olarak son dönemde BDP’nin ezanı Kürtçe okutma çabası da halkımızı bölmeye yöneliktir.</p>
<p>Aslında bu, yeni bir ırkçılık örneği de değildir. Daha once CHP döneminde de ezanın Türkçe okutulması denenmiş ama halkımız tarafından tasvip edilmemiştir. Aslında bu, BDP’nin CHP’nin geçmişteki faşizan anlayışlarını kopyalama basiretsizliği olarak algılanabilir.</p>
<p><strong><em>•Sizce Batman’lının sağdusuyu 12 Haziran’da kimden yana olacak? <a href="http://hamidaydin.com/wp-content/uploads/2011/06/bakan-simsek-batmanda-koy-evinde-tandir-ekmegiyle-yogurt-yedi-1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-310 colorbox-295" title="bakan-simsek-batmanda-koy-evinde-tandir-ekmegiyle-yogurt-yedi-1" src="http://hamidaydin.com/wp-content/uploads/2011/06/bakan-simsek-batmanda-koy-evinde-tandir-ekmegiyle-yogurt-yedi-1-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a></em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Batman’ın sağduyusunun AK Parti’den yana, bizden yana olacağı çok aşikar. Sayın Başbakanımız burada çok seviliyor, sayılıyor. İnsanlar “Recep Tayyip Erdoğan” markasına oy vermeyi çok önemli bir referans olarak görüyorlar. Bu bile yeter inanın.</p>
<p>Ama bunun yanında son 8.5 yıldır yapılan hizmetler ortada. Bir çok alanda bizden önceki 57 hükümetin yaptığının bir kaç katını bu döneme sığdırdık. Vatandaşla kopuk değiliz, sürekli onlarla içiçeyiz. Onlar bizi kendilerinden görüyor ve öyle hissediyorlar. Bir çok yerde amcalar, dedeler, halalar, teyzeler bana “evladım” diye hitap ediyorlar. Doğrusu tam bir kenetlenme ruhu içerisindeyiz. Bu da bize olan teveccühün her geçen gün daha da artması anlamına geliyor. Biz asla ümitsizliğe kapılmadık. Hep heyecanla ve ümitle yarınlara baktık.  </p>
<p><strong><em>•Ak Parti, BDP veya CHP’ye oy verecek Batman’lıların eğitim seviyeleri ile ilgili bir çalışmanız var mı? Toplumun ağırlıklı olarak hangi kesiminin sizi destekleyeceğini düşünüyorsunuz?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Böyle bir ayrım yapmak çok zor. Ancak Batman’da bir ayrımın eşiğinde olduğumuzun farkındayım. Kimlik siyaseti yapanlar bunu insanları bunaltarak, şiddetle ve baskıyla yapıyorlar. Oysa bizim öyle bir kaygımız yok, biz hizmetten, istikrardan yanayız. Aş ve iş üretmede kim katkı sağlıyorsa biz onun yanındayız.</p>
<p>Biz hizmet ve eser siyaseti yapıyoruz. Bugün Batman’da en fazla gündeme getirilen husus işsizlik sorunudur. Bireysel çözümler üreterek belli kişilere iş sağlamaya çalışmak yerine bu sorunu tamamen ve kökten çözmeye çalışmak en iyisidir. Palyatif çözümler üretmek yerine köklü ve kalıcı çözümler üretmek çok daha iyidir. Bakınız bugün Tekel binalarını tahsis etmemizle kurulan tekstil fabrikalarında binlerce  kardeşimiz iş buldu.</p>
<p>Toplumun her kesiminden destek görüyoruz. Özellikle de siyasi saplantılardan uzak, hizmet siyasetini önemseyen vatandaşlarımızdan büyük bir teveccüh var. İnsanlar beni ve partimi bir ümit kaynağı olarak görüyorlar. Özellikle küresel ekonomik tecrübemin Batman’ın bir sanayi kentine dönüşmesinde katkısı olacağına inanıyorlar.</p>
<p><strong><em>•Ak Parti’nin sizin gibi güçlü bir ismi Batman’dan aday göstermesinin BDP’ nin Batman’da takındığı politik tavrın sertleşmesine sebep olduğunu söylemek mümkün mü? Daha zayıf bir aday daha yumuşak bir seçim dönemi anlamına gelebilir miydi?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>BDP’nin şiddetten beslenen bir yapısı var. Huzursuzluk, şiddet, baskı unsurları ortadan kalktığında yok olup gideceklerini çok iyi biliyorlar. Buyrun belediye onların ellerinde. Bugüne kadar taş üzerine taş koymuşlar mı acaba ? Kocaman bir kente bir iki tane ufak park yapmak dışında hiç mi hizmet üretilemezdi? Bence geçen yıllar Batman için kayıp yılları olmuştur. Diğer kentlerimizle mukayese edildiğinde Batman’ın bu anlamda bir talihsizlik yaşadığını ve asla bu tabloyu hak etmediğini rahatlıkla söyleyebilirim.</p>
<p>Bu durum da vatandaşımızın canına tak etti artık. Halkımız haklı olarak hizmetin ayağına gelmesini istiyor. Benim de Batman’a gelmemle bir hizmet yoğunluğu oluşmaya başladı. İcracı 5-6 tane bakanımız geldi. En ücra köylerimize kadar gittim, eksikliklerini tespit ettim, ihtiyaçlarını tespit ettim, dertlerini, sıkıntılarını dinledim.</p>
<p>Çözüm üretme konusunda her gün yeni projeler üzerinde çalışmalar yapıyorum. İyi bir teknik ekibim var ve hemen hemen her sabah namazı okunduğunda biz çalışma odasında bu meseleler üzerine kafa yoruyor oluyoruz. İtiraf etmeliyim ki Batman’a geldiğimden beri ben ve ekibimin uyuma saati ortalama 03.00 oluyor ve sabahleyin de erkenden programlara başlıyoruz.</p>
<p>Elbette ki kulvarlarımız farklı; biz hizmetten besleniyoruz, biz Devleti milletin hizmetkarı yapma sevdasıyla hareket ediyoruz, onlar ise şiddetten besleniyorlar. O nedenle buradaki varlığımız onlar için bir tehdit unsuru olma özelliği taşıyor. Ama biz de yılmadan, bütün gücümüzü ve cesaretimizi kullanarak halkımızın huzuru, refahı ve mutluluğu için çalışmalarımıza devam edeceğiz.</p>
<p>Şunu da ifade edeyim ki çok radikal olanlar hariç geri kalan herkesin bizim bu çabalarımızı desteklemeye başladıklarını, bizden ümitlendiklerini, ciddi beklentiler geliştirdiklerini gözlemliyorum. Bütün hemşerilerimin ortak beklentisi daha iyi bir yarındır.  </p>
<p><strong><em>•Kürtçe ile aranız nasıl? Seçim çalışmalarında kullanıyor musunuz?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Dil konusunda bir yatkınlığımın ve becerimin olduğunu düşünüyorum. Dile karşı yatkınlığım ve bir o kadar da ilgim var. Vaktim müsait olursa çok sayıda farklı dil konuşmak için çaba harcardım. Kürtçe anadilim ancak geçen yıllarda hemen hemen hiç bir şekilde Kürtçe konuşabileceğim ortamlarda bulunamadım. Bu nedenle ilk zamanlarda çok zorlanıyordum. Ama şimdi sahadayım vatandaşımla içiçeyim, bu bana Kürtçe’yi de geliştirmeme yeterince imkan sağladı. Teknik olmasa da günlük hayatımda kullanabileceğim kadar sözcük dağarcığım genişledi.</p>
<p><strong><em>Geçen hafta katıldığınız TRT Şeş’teki yarışma programında jüri üyeliği yapacak kadar Kürtçenizi ilerletmiş görünüyordunuz?</em></strong></p>
<p>Evet, benim için çok önemli bir deneyimdi. Düşünsenize daha düne kadar sokakta konuşmanın yasak olduğu bir dilden bahsediyoruz. Şimdi aynı dili ülkenin resmi kanalında ülkenin maliye bakanı jüri üyesi sıfatıyla konuşuyor. <strong>Bu da bu ülkede birlik ve beraberliğimi pekiştiren çok önemli bir adımdır. Biz artık farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görüyoruz. BDP’nin siyasi malzeme olarak mağduriyet edebiyatı olarak gündemde tutmaya çalıştıkları argümanlarını yok ediyoruz. </strong></p>
<p><em>Kürtçe’nin yasak olduğu bir coğrafyada büyüdüm, dil üzerindeki yasakları tamamen kaldıran bir hükümetin bakanı olarak Batman&#8217;a döndüm. Bu, güzel Türkiye’miz için, kardeşliğimiz için bir kazanımdır. </em></p>
<p>Sayın Başbakanımız, güçlü bir mesaj vermek ve bölgeme daha çok hizmet etmem için beni Batman’a gönderdiğini açıkça beyan etti. Böyle bir misyonla, böyle bir iddia ve hedefle baba ocağına geri dönmek nasip olduğu için Allah’a binlerce şükür ediyorum. Samimiyetle belirtmeliyim ki hizmetin dili yoktur; yeter ki halkımıza hizmet edebilelim; ister Türkçe ister Kürtçe çok da önemli değil.</p>
<p> <strong><em>•Gece yarısı güvenlik açısından sıkıntılı mahallelere girip seçim çalışmaları yapıyorsunuz. Yörenin Çocuğu olmak sizi korumaya yetiyor mu?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>İlk geldiğimde insanların üzerine bulaşmış bir kötümserlik havasının hakim olduğunu hissettim. En büyük mücadelelerimden bir tanesi bu algıyı, bu yaygın hissiyatı ortadan kaldırmaya çalışmak oldu. <strong>Korkaklar hergün ölürler, cesurlar bir kere ölür.</strong></p>
<p>Üniversitede öğrenciydim, rahmetli Özal kendisine yönelik başarısız bir suikast girişiminin hemen ardından kurşun değen elini bir bez parçasıyla kürsünün üzerinde sallarken dudaklarından dökülen sözcükler gökyüzünün boşluklarını delmeye yetiyordu:<strong><em> </em></strong>“<strong>Allah’ın verdiği ömrü ondan başka alacak yoktur</strong>”.</p>
<p>Tarihe geçen bu nadide haykırışa benzer Sayın Başbakanımızın da bir beyanatı olmuştur: “<strong>Biz de ‘O’na teslim olmuşuzdur’ dedik, Bunun dışında her şey laf-ı güzaftır, Korku üzerine medeniyet, gelecek inşa edemezsiniz. Korku üzerine huzur, istikrar, güven inşa edemezsiniz. En önemlisi de korku üzerine demokrasi inşa edemezsiniz”. </strong></p>
<p>Bu iki büyük liderimizle aynı düşünceleri taşıyorum, Allah’a şükür hiç kimseden korkum yok, beni halkım bağrına basmıştır; koruyacak olan da önce Allah sonra da halkımdır. Beni tanıyan herkes samimiyetimi, ciddiyetimi ve ülkem ve Batman için hassasiyetimi, iyi niyetimi, çabalarımı bilir. Ben bu zırhın da benim için koruyucu olduğunu inancındayım.</p>
<p><strong><em>•Ne olacak bu Hasankeyf’ in akibeti? Kamuoyunu rahatlatacak bir cümleniz var mı bu konuda?</em></strong></p>
<p>Hasankeyf bizim en önemli kültürel ve tarihi zenginliklerimizden ve kültürlerimizden biridir. Bunu maksimum düzeyde korumak ve gelecek nesillere iyi bir miras olarak bırakmak için ne gerekiyorsa yapıyoruz.</p>
<p>Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir baraj projesinde çok yüksek miktarda kaynak, kültürel varlıkların korunması ve taşınması için harcanıyor. Vatandaşımızın mağdur olmaması için Devlet her türlü imkânı seferber etmiş durumda. Proje bittiğinde Hasankeyf’in tarihi mekanlarından önemli bir kısmı su üstünde kalacak ve Ilısu Barajı sayesinde bölgemiz 130 km uzunluğunda bir göle kavuşacak. Yani Batman’a deniz gelecek. Bu sayede vatandaşlarımıza yeni ufuklar, yeni fırsatlar oluşturacağız.</p>
<p>Bu proje sadece ülkemize enerji, tarımsal sulamada yeni bir dinamizm getirmeyecek, aynı zamanda bölgenin turizm potansiyelini ortaya çıkaracak ve Hasankeyf’e gelen turist sayısı kat kat artacak, esnafımız kazanacak, hemşerilerimiz kazanacak ve en önemlisi ülkemiz kazanacak.</p>
<p><strong><em>•Çocukluğunuzdaki Batman’la şimdiki Batman arasında en büyük farklar neler? En çok ne değişti?</em></strong></p>
<p>Çocukluğumu geçirdiğim bu şehre ait çocukluk hayallerimin bazılarının gerçekleşmiş olması en büyük mutluluğum; bazılarının gerçekleşmemiş olması ise en büyük üzüntümdür. Ben lisede okurken dersane nedir bilmezdik, bazı arkadaşlarımız sırf dersaneye gitmek için büyük şehirlere gittiler. Oysa şimdi Batman’da bir üniversite var. Çok sayıda nitelikli lise var, eğitimde bir devrim yaşanmış, mükemmel bir eğitim desteği sözkonusu. Benim çocukluk dönemimle mukayese edilemeyecek ölçüde eğitime ciddi yatırımların olması beni mutlu eden kısım.</p>
<p>Mutsuz olduğum hususa gelince; Batman’ın şehircilik ve sosyal yaşam açısından çok olumsuz bir tablo sergilediğine tanık oluyorum. Çocukluğumdaki Batman’ın devasa bir yapıya büründüğü ancak belediyecilik hizmetlerinin yok denecek kadar az miktarda olması şehrin gelişmesine ciddi bir sekte vurmuş durumda. Dinamizmin hakim olduğu bu güzelim kentte çok daha başarılı bir belediyecilik hizmeti sergilenebilirdi. Bunun eksik bırakılmış olması benim için üzücü.</p>
<p>İnşallah çocuklarımız için kurguladığımız gelecekteki Batman’da onlar çok daha mutlu, müreffeh bir yaşam sürdürecekler. Avrupa’daki yaşıtları ne yapıyorlarsa, nasıl yaşıyorlarsa onlar da aynı şekilde hatta daha iyisini yaşayacaklar. Çünkü bunu fazlasıyla hak ediyorlar.</p>
<p>Ben kişisel kariyer ve ihtiyaçlarını yeterince karşılamış biriyim. Ne makamda ne mevkide gözüm yok. Bir çok şeyi aştığımı düşünüyorum.  Yıllar sonra birileri içinden geçtiğimiz bu evreleri yad ederken bizim de ismimizi hayırla yad ederlerse, arkamızda bırakacağımız en büyük miras bu olur.</p>
<p><strong><em>•Twitter ile aranız çok iyi gördüğüm kadarıyla? Bir de twitter üzerinden röportaj yapmaya ne dersiniz?</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Twitter’i yoğun kullanıyorum. Çok yoğun olduğum için çalışmalarımı belgeleme veya basından izlemeye zaman ayıramıyorum. Sağ olsunlar bazı arkadaşlar düzenli olarak takip halindeler. Ben de onların yazdıklarını retweet yapmak suretiyle beni takip edenlerle paylaşıyorum.</p>
<p>Yaygın kanaatin aksine twitter’da çok nezih ve saygın bir ortam oluşturduk. Takipçilerim gayet nazik, kibar ve saygılı bir tavırda yazıyorlar. Uygunsuz ifadeler, rahatsız edici tweetlerle karşılaşmıyorum. Bu sebepten dolayı da sohbet arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.</p>
<p>Twitter’da @memetsimsek olarak yer alıyorum. İlgilenen arkadaşlar ekleyebilirler. Onlarla bilgi alışverişinde bulunmak çok güzel. Görüş ve düşüncelerimi paylaşıyorum, çok da faydası oluyor, gündemi ve günceli çok iyi takip etme şansım oluyor.</p>
<p>Bu arada konuyla ilgili iki tane hususu da belirtmek istiyorum. Birincisi gelen bütün mesajları okuyorum ancak fırsat buldukça bazılarına yanıt verebiliyorum.Bazen twitter’imi danışmanlarımın yazıyor olabileceğine ilişkin kuşkulu mesajlar geliyor. Şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki, benim bilgim dışında oraya bir harf bile yazılmıyor. Hepsini kendim yazıp yayınlıyorum.  İkincisi ise teknoloji ile olan ilgim twitter’la sınırlı değil. Bu konuda isteyenler daha detaylı bilgileri <a href="http://www.mehmetsimsek.org/">www.mehmetsimsek.org</a>  sayfasından alabilirler.</p>
<p><strong><em>Çok teşekkür ederim. Keyifli bir sohbetti. Umarım seçimlerden sonra da yeni dönemle alakalı yeni sohbetler yapabilme şansımız olur. </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Elbette memnuniyetle. Ben de size ve Haber7 camiasına teşekkür ederim. Seçimlerin de memleketimize ve bütün dünyaya hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.</p>
<p><strong><em><br />
</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hamidaydin.com/haber-7-yazari-dr-hamid-aydin-secim-yasaklarinin-baslamasina-saatler-kala-maliye-bakani-mehmet-simsekle-ozel-bir-roportaj-yapti-iste-keyifle-okuyacaginiz-soylesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya&#8217;nın en güzel Suriye&#8217;si</title>
		<link>http://hamidaydin.com/dunyanin-en-guzel-suriyesi/</link>
		<comments>http://hamidaydin.com/dunyanin-en-guzel-suriyesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2011 16:16:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryadeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hamidaydin.com/?p=290</guid>
		<description><![CDATA[<p><strong>Turgut Uyar’</strong> ın <em>“Bir Kantar Memuru İçin –İncil-“</em> isimli şiiri kanımca şairin <em>“Dünyanın En Güzel Arabistan&#8217;ı</em>” kitabının belki de <em>“Büyük Saat”</em> teki toplu şiirlerinin en güzelidir. Kitaba ismini veren dize de bir tek burada geçer. Hatta hiç beklemediğiniz bir anda¸&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Turgut Uyar’</strong> ın <em>“Bir Kantar Memuru İçin –İncil-“</em> isimli şiiri kanımca şairin <em>“Dünyanın En Güzel Arabistan&#8217;ı</em>” kitabının belki de <em>“Büyük Saat”</em> teki toplu şiirlerinin en güzelidir. Kitaba ismini veren dize de bir tek burada geçer. Hatta hiç beklemediğiniz bir anda¸ bir dipnot, bir iç geçirme, anı defterinde bir gül yaprağı gibi birdenbire geçer:</p>
<p><em>“…Durup aklıma geliyor benim bir teyzem varmış<br />
Bir adam almış onu Arabistan’a götürmüş<br />
Adamlar kadınları alıp Arabistan’ a götürürlerdi<br />
Dünyanın en güzel Arabistan’ ına…” </em></p>
<p>Amerikan birliklerinin Afganistan’ı işgali üzerine yazılmış en güzel şiir ismini bu ünlü dizelerden alır: <strong>Dünyanın En Güzel Afganistanı</strong>.  Maria Şatıroğlu şiiri Turgut Uyar’ a ithaf etmiş.</p>
<p>Her şeyi anlatır şiir. Her şeyi. Hatta kimin kazanacağını kimin kaybedeceğini bile;</p>
<p><em>“ben bu dağları bekliyorum, adım fuad fadullah<br />
burada çıplak kadınlar yok, omuzları da<br />
bir gece ki lacivert de değil, yağan<br />
kahverengi kentlerin ve kahverengi giysilerin üzerine sinmiş<br />
yalnızlık ve yalnızlık ve yalnızlık ve allah!</em></p>
<p><em>kendime bir çay yapıp seyrettim boşluğu, sığınağın orada, bu gece<br />
bir boşluk olduğunu gördüm gözlerimin yerinde, ağlayamadım<br />
kankentlerini değil kankalesini anlatırdı ninem. geyikler mi<br />
geyik yok, boşuna beklemeyin çoktan terkettiler. siyah<br />
bir entarinin kenarında izleri kalmış, solmuş.</p>
<p>haykırdım da sesim dağlardan geri geldi<br />
buş! buş! buş! buş! buş!</p>
<p>herkesin ve her şeyin unutulduğu<br />
bu dağları bekliyorum, elimde silah<br />
geyikler mi dediniz, boşuna beklemeyin<br />
başı ve sonu aynı işte, adım fuad fadullah!</p>
<p>diz çöktüm de sigaramın kıvılcımını uçurdum<br />
bir yıldız kaydı sandım, kocaman bir taş kadar<br />
bombalarmış meğer cırcırböceği değil<br />
parlayankent herat, ağlayankent kandahar.</p>
<p>evet biliyorum, uçaklarınız var,<br />
paranız var, gücünüz var, new york&#8217;unuz var<br />
ama sizin amuderya&#8217;nız asla olmayacak!<br />
çünkü duymayan bilemez onun akan sesini<br />
ak kadınlar onda göğüslerini yıkar.</p>
<p>bir dağı bekliyorum, bu dağ dünyanın en büyük yalnızı<br />
devinir devinir devinir üzerimde geniş kalçalar,<br />
ah, bahtsız bahtım, yirmi yaşım, terkedilmiş kaderim<br />
şeytan yalnızları severmiş, adım fuad fadullah!</p>
<p></em></p>
<p><em>uykuluyum, rüya mı yoksa, başımda bir geyik durmuş<br />
dedi, baban ölmüş, annnen ölmüş, ninen ölmüş<br />
sıçradım, kaçtığı kayalıklara doğru haykırdım, sesim geri geldi<br />
buş! buş! buş! buş! buş!”</em></p>
<p>Askerliğimi Angelina Jolie’ nin geçenlerde ziyaret ettiği Suriye sınırında yaptım. Sivil hayatında polis memuru olan Murat, sınır karakollarını ziyaretimde şoförlüğümü yapıyordu. Sınıra paralel devriye yolundan Kırıkhan’ a dönüyorduk. Bir geyik Suriye tarafından tel örgüleri aşarak aniden önümüze fırladı. Yüz metre kadar açığımızda durup, korkmadan bizi seyretmeye daldı. Hayatımda ilk kez bir geyiği (Suriye’ li bir geyiği) bu kadar yakından görüyordum. Murat’ a durmasını söyledim.</p>
<p><em>“ -G3’ ü ver!”</em> dedim. Tüfeği uzattı. Neden bilmiyorum ama oturup nişan aldım. Vuracaktım. Akşam askerlerle geyik eti yiyecektik. Yanı başımda bir hıçkırık, Murat’ ın hıçkırıkları.</p>
<p><em>-Vurmayın komutanım, n’ olur vurmayın, kasaptan alırız eti</em>, dedi. Kendime geldim birden. İndirdim tüfeğimi. Birkaç dakika seyrettik o güzelliği. Kaçmadı. Hareket ettiğimizde arkamızdan bizi seyretmeye devam ediyordu.</p>
<p>Dedim ya, şiir her şeyi anlatır. Hatta <strong>Suriye</strong>’ de kimin kazanacağını kimin kaybedeceğini bile.</p>
<p>Dedim ya, askerliğimi Angelina Jolie’ nin geçenlerde ziyaret ettiği <strong>Suriye</strong> sınırında yaptım.</p>
<p>Dedim ya, <strong>Suriye</strong>’ den kaçan bir geyiğin kurtulduğunu gördüm ama bir sürü çocuğu öldürdüler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hamidaydin.com/dunyanin-en-guzel-suriyesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

